Pazartesi günü Kıbrıs’taydım. Magosa Belediye Başkanı Oktay Kayalp’ın nazik davetiyle, Salamis harabelerindeki 5 bin yıllık antik tiyatroda bir konser verdik. İzninizle bu konserdeki coşkuyu ve gençliğin hepimizi sarhoş eden enerjisini, dostluğu ve kucaklaşmayı mutlu bir anı olarak kendime saklayayım, size Kıbrıs’la ilgili izlenimlerini anlatayım. Her şeyden önce şunu belirtmek gerekiyor: Kıbrıs, bazı Türk televizyonlarının sabah akşam gösterdiği gibi kumarla yatıp kalkan bir ülke değil. O kumarhanelerde Kıbrıslı Türkler yok, bizden gidenler var. Kıbrıs Türk toplumu, yeni Cumhurbaşkanı ve yeni hükümetle heyecan verici bir dönemin eşiğinde olduğunu hissettiriyor. Bu izlenimim Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la sohbet ederken daha da güçlendi. Son derece soğukkanlı, hesabını bilen, amacından sapmayan bir devlet adamı Talat. Kıbrıs’taki çözümle ilgili çok güzel fikirleri var ve bunları bir satranç oyuncusu ustalığıyla oynuyor. Bu yüzden kendisinin de belirttiği gibi Güney’deki bazı çevreler onu şimdiden “yeni Denktaş” diye tanıtmaya başladılar. Aslında Rauf Denktaş’ın da takdir ettiği bir kişi yeni Cumhurbaşkanı. Bu işleri bilen bir kişiden Denktaş’ın Talat için “Çok severim. Çünkü akıllı adam. Niye sevmeyeyim!” dediğini duydum. Ben oradayken açıklanan “Maraş’ı Rumlara verme” planı da böyle usta bir politikanın sonucu oynanmış bir satranç hamlesi. Kıbrıs’ta sadece Cumhurbaşkanı Talat’la değil, diğer sevgili dostlarımızla da görüştük. Meclis Başkanı Fatma Ekenoğlu’nun nazik yemek davetinde birçok bakan ve milletvekiliyle sohbet etme olanağı bulduk. Başbakan Ferdi Sabit Soyer dostumuzla uzun uzun konuştuk. CTP bugün, umutla hayal kırıklığı arasında gidip gelen bir toplumun haklarını en iyi biçimde korumaya çalışıyor. Türklerin “Evet”, Rumların ise “Hayır!” dediği referandumun Türk tarafında yarattığı hayal kırıklığı ve burukluğu sezmemek olanaksız. Bu durum üst üste bir dizi yanlışlığın sonucu. Kısaca özetlersek biz La-hey’de ve Kopenhag’ta bazı fırsatları kaçırma yanlışını yaptık. Avrupa Birliği, sorun çözümlenmeden Kıbrıs’ı üye yapma, yani çözümsüzlüğü destekleme hatasına düştü. Rumlar ise Annan planına “Hayır!” diyerek adadaki barış ve mutluluğu torpillediler. Kıbrıslı Türkler barış ve istikrar arayışında samimi olduklarını bütün dünyaya ispat ettiler ve bugün de soğukkanlılıklarını koruyarak bu amaca doğru yürümeye devam ediyorlar. Rumlar ise daha güçlü konumda ama haksız. Süreç mutlaka haklının lehine işleyecektir. Konser sonunda bir dinleyicinin boynuma astığı Kıbrıs yasemini kolyesinin muhteşem kokusunu içime çekerken, bu güzel ülkenin ve bu iyi insanların çok daha iyi bir hayatı hak ettiğini düşündüm. İyi ki bunun farkında olan bir hükümet var başlarında.

Düzeltme ve özür: Yazarımızın dünkü yazısının başlığı dikkatsizlik sonucu Hayal gücü ilgiden daha önemlidir şeklinde çıktı. “Hayal gücü bilgiden daha önemlidir” olacaktı. Özür dileriz.