Bu toprağın çocukları yüzlerce yıldır Balkan’da, Kafkas’ta, Yemen’de, Sarıkamış’ta, Çanakkale’de, Kudüs’te, Suriye çöllerinde kırıldı. Şimdi de Güneydoğu’da, askeri operasyonlarda, patlayan cephaneliklerde, kazalarda can veriyor. Bu yüzden Anadolu baştan başa bir ağıt toprağı ve dün de bugün de bağrı yanık analar “Benim oğlum can verirken / Çiçekler çığrışıp açtı” diye korkunç bir çığlık atıyor. Otuz yıldır yaza yaza artık kalemimizde mürekkep, gözümüzde yaş kalmadı. Sözü analara ve onların ağıtlarına bırakmak geliyor içimden. Onların bu büyük acısı karşısında sivil, asker, politikacı, gazeteci; herkes sussun ve başını önüne eğsin. Çünkü artık bu ülkede söz bitti.

İbrişimin kozaları Batsın Avşar kazaları Sarıkamış’ta kırıldı Gonca gülün tazeleri Yüzbaşılar yüzbaşılar Tabur taburu karşılar Yağmur yağıp gün değişir Yatan şehitler ışılar.

Çanakkale derler yeşil söğütlü Nice molla gitti eli divitli Bi mektup atayım üstü tahütlü Yoksa yavrum seni vurdular m’ola Mektubum ordunu bulur m’ola. Hücum demiş Alamanın zabiti Yavrumun kefeni asker kaputu Salına girmeye yoktur tabutu Yoksa yavrum seni vurdular m’ola Kefensiz gabire goydular m’ola. Derinimiş Çanakkale deresi Goygunumuş şehidimin yarası Acıya dayanmaz garip karısı Yoksa yavrum seni vurdular m’ola Kefensiz gabire goydular m’ola.

İzmir’den kalktı Kore’ye gemi Gemi gurban olam getir Eyüb’ü Çok ağlattın anan ile Baliş’i Kore senin vatanın mı, yurdun mu? Gayıbıdın oğlum şehit oldun mu?

Gitme Yemen’e Yemen’e Yemen sıcak dayanaman Kalk borusu er çalınır Sen küçüksün uyanaman Yemen yolu çamurdandır Sefertası bakırdandır Zenginimiz bedel verir Askerimiz fakirdendir