BU oyunda on erkek, on kız çocuk sıraya konuyor, erkekler kırmızı, kızlar beyaz uzun şeridin ucunu ellerinde tutuyor, şarkılar söyleyerek ve her biri direğin etrafında usulüyle dolaşarak, bunu milli renklerle hasır işlemesi tarzında donatıyorlardı.

Akıncı öğretmen, büyüdükleri zaman birbirlerinden sımsıkı ayrı bir alemde yaşayacak olan erkek ve kız çocuklarını bu oyun vesilesiyle bir tek grup haline koyuyor, birbirlerine arkadaş gözüyle bakmalarını sağlamak istiyordu. Aynı zamanda bu beyaz ve kırmızı oyunu ile kalplerine milli hislerin ilk tohumunu atıyordu.

Bu güzel satırları Ahmet Emin Yalman'ın dört ciltlik hatıratında okudum.

Anlatılan oyun Selanik'teki ilkokulda oynanıyor.

Yıl 1895.

Üzerinden yüz iki yıl geçmiş.

Yüzyıl önce yaşayan bazı öğretmenlerin, Osmanlı idaresinde bile nasıl ileri görüşlü oldukları bu satırlarla ortaya çıkıyor.

Yüzyıl öncenin, kızlarla erkekleri birer şehvet anıtı olarak görmeyen, onlara bir arada oyun oynatan öğretmenlerini düşünün, bir de 1997 Türkiye'sindeki Fadime'leri, Emire'leri, Müslüm'leri, televizyon tartışmalarını ve kadınların kara çarşaf altına sokulması için verilen büyük mücadeleyi gözünüzün önüne getirin.

Yeni bir 31 Mart vakası yaşıyoruz galiba!

MUSTAFA KEMAL'İN ORTAMI

Mustafa Kemal'in yetiştiği iklim bu!

Çünkü o da Ahmet Emin gibi Selanikli ve ondan sadece sekiz yaş büyük.

Mustafa Kemal de 19. yüzyıl sonlarının Selanik'inde esmekte olan özgürlük ve aydınlanma havasını solumuş.

Kendisini, iyi bir eğitimin, aydınlanmacı subayların, Osmanlı'nın Batı'ya açılan şehri olan Selanik'in modern ikliminin içinde yetiştirmiş.

Ayrıca okulu da çok önemli.

SÜLEYMAN PAŞA'NIN ÖNEMİ

Yalman'ın anılarını okuyunca, Atatürk'ün yetiştiği Selanik Askeri Rüştiyesi'nin önemini gözardı ettiğimiz ortaya çıkıyor.

Müthiş bir askeri okul bu.

Ve varlığını, Süleyman Paşa adlı kahramana, bir aydına borçlu.

Ahmet Emin, Mustafa Kemal'den sekiz yıl sonra o okulun sıralarına oturmuş ve bakın nasıl anlatıyor:

"Askeri bir mektepte bu kadar rahatlık ve gönül hoşluğu duymamın

hikmetini ise ancak yıllar sonra keşfettim. Meğer ben ve benim gibi on binlerce, yüz binlerce öğrenci, askeri bir mektebe girmez, büyük Türk vatanseveri, büyük akıncı, büyük aydın Süleyman Paşa'nın aleminde yer alıyormuşuz, onun gölgesinde yaşamaya başlıyormuşuz.

İlk meşrutiyet hareketinde Mithat Paşa'ların, Namık Kemal'lerin, Ziya Paşa'ların en yakın arkadaşlarından biri olan, Türk - Rus cephesinde Rumeli cephesinde başkumandanlık eden, sonra Türk vatanseverlerinin çoğu gibi Abdülhamid'in zalim bir mahkemesi nin huzurunda gadre ve binbir haksızlığa uğrayan Süleyman Paşa, Askeri Mektepler Nazırı sıfatıyla rüştiyesiyle, idadisiyle, harbiyesiyle, kurmay mektebiyle, teknik askeri mektepleriyle Türk askeri irfan ocağına Anglosakson terbiyecilerinden John Dewey gibi yüksek adamların yeni buluşlarından çok evvel, ileri bir mektep sisteminin ruhunu aşılamış, öğrencilerin kendi kendilerini idare etmelerine, aralarında münazara ve münakaşa saatleri ayırmalarına, bir hocanın sert baskısı ile değil, kendi merak ve tecessüsleriyle bilgi edinmelerine ait usuller koymuş..."

COLUMBIA ÜNİVERSİTESİ

Yıllar sonra, büyük eğitimci John Dewey, Yalman'dan Süleyman Paşa ile ilgili bir yazı rica ediyor.

Süleyman Paşa'nın okul sistemini anlatan bu yazı, 1940'larda Columbia Üniversitesi'nin çıkardığı "İleri Eğitim" dergisinde yayınlanıyor.

***

BÜTÜN bunları okuyunca Atatürk'ün içinde yetiştiği düşünce ve eğitim ortamını daha iyi anlıyor; Yalman'ın birinci elden tanıklığıyla, Batı'ya açılan Selanik'teki kültür yaşamının ve Süleyman Paşa gibi bir önderin kurduğu eğitim sisteminin önemini daha iyi kavrıyorsunuz.

Ve düşünmeden edemiyorsunuz:

Yüzyıl önce bu noktaya gelen bir ülke, 21. yüzyılın eşiğinde kadınların giyimi ve şeriat gibi konularla uğraşmamalı, çok farklı yerlerde olmalıydı.

Ne var ki bu ülkede, tarih boyunca, her aydınlanmayı ve her ileri hareketi aşağı çeken, ülkeyi ortaçağ karanlığına gömmek isteyen akımlarla uğraşıldı.

Şimdi de aynı mücadele devam etmekte.

1997 Şubat ayında uğraştığımız konulara bakın: Şeriat ne demek? Milli Güvenlik Kurulu muhtıra mı veriyor? Sincan'da Hizbullah gecesi! Kadın eli sıkmayan bakanlar, takiye vs.

Yazık, çok yazık!

Süleyman Paşa ve öğrencilerine bundan daha büyük kötülük yapılamazdı!