Müzik, “müz” lerin yani ilham perilerinin söylediği şarkıdır. Tarih boyunca gelip geçmiş trilyonlarca insan içinde, bir ezgi mırıldanmamış kişi herhalde yoktur. Müzik herkesin kalbine giden bir yol bulur. Müziğin davetine kapılmamak için kendimi Ulysess gibi gemi direğine bağlatsak bile, sirenlerin şarkıları ulaşır kulaklarımıza. Arthur O’Shaugnessy ne diyordu: “Bizler, müzikçiler yani bütün rüyaların rüyasını görenler…” Milyarlarca insanın milyarlarca ayrı müziği vardır. Hele besteciler, hele besteciler… Dünyanın her köşesi, yedi iklim dört bucak değişik şarkıyla, müzikle doludur. Hiçbiri de birbirine benzemez. Oysa hepi topu 7 notadır müzik. Evirirsiniz çevirirsiniz bu yedi notayı farklı sıralarsınız; karşınıza değişik bir müzik çıkar. Güneş tayfı da 7 renktir. Orada da 7 rengin karışımı, müzikte olduğu gibi sonsuz alaşımlar yaratır. Ve müzikteki 7 nota, 7 renge karşılık gelir. Dalga boyları ölçüldüğünde, 7 renk 7 nota ile aynı ölçüleri verir. Alın bakalım; bu evrenin bir rastlantı olmadığının bir kanıtı daha. Albert Einstein da söylüyordu bunu.

Biz yine dönelim kendi ömrümüze ve kendi coğrafyamıza. Elimde iki albüm var. İki değerli müzisyenimizin iki albümü. Candan Erçetin Yunanistan’la aramızdaki ortak ezgileri yorumlayıp çok güzel bir iş çıkarmış. Ege’deki yakamozlu kültür mirasının ortak tınıları bunlar. Çünkü şarkılarını pasaportu olmaz, pasaport insanlar içindir. Şarkıların alt kimliği-üst kimliği de yoktur, sadece derin kimliği vardır. Ve şarkılar mübadeleyle yer değiştirmez. İkinci albüm Yavuz Bingöl’ün.”Biz” adını taşıyor. Geçmişin “iz” ini süren biz. Yani ses dokumuz, yani bazen hüzzam, bazen hüseyni, bazen de huhayyer kürdi olan ruhumuz. Yavuz’un yumuşak, dokunaklı sesi sizi ağlatırsa bilin ki bir mutluluk ağlamasıdır bu. Gocunmayın.7 nota 7 renge denk gelir ama bizim yüreğimiz de minör “gam” lara aşinadır.Yani “gam” zededir, deva bulmaz! Bu iki albümü dinlediğinizde ne demek istediğimi daha iyi hissedeceksiniz.