DÜNYANIN en saygın yazarları arasında başta anılan Yaşar Kemal, bütün birikimini, ustalığını, emeğini yeni bir üçleme için kullanıyor.
Savaşın çil yavrusu gibi dağıttığı, paramparça ettiği hayatları, Türkiye ile Yunanistan arasında yapılan mübadeleyle evinden barkından koparılıp atılan insanları anlatıyor.
Birinci cildin; Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
İkincisi; Karıncanın Su İçtiği
Üçüncüsü ise; Çıplak Deniz, Çıplak Ada.
Yakında bütün dünya bir Türk yazarının sahip çıkarak anlattığı mübadele dönemini okuyacak.
***
TÜRKİYE - Yunanistan ilişkilerine farklı bir bakış da Kemal Yalçın'dan geliyor.
Kemal Yalçın, Almanya'nın Bochum kentinde öğretmen.
Kuşaklar öncesine dayanan çok güzel bir öyküyü kitap haline getirmiş. (Henüz basılmadı.)
Kemal Yalçın'ın dedesinin Rum komşuları varmış. Büyük mübadelede köyü terketmek zorunda kalan Rum Minoğlu ailesi, kızları için hazırladıkları çeyizi Yalçın'ın dedesine emanet etmişler. Çeyiz kutsal bir emanet olarak saklanmış ve babadan oğula geçerek Kemal Yalçın'a kadar ulaşmış.
Babası ona, Minoğlu ailesini bularak yetmiş beş yıl saklanan çeyizi vermesini söylemiş.
Kemal Yalçın Yunanistan'a gidip gelerek Minoğlu ailesini bulmaya çalışmış ve iki yıl süren uğraştan sonra ailenin torunlarına ulaşarak çeyizi teslim etmiş.
***
ÜÇÜNCÜ yaklaşım ise Trabzon'dan.
Yüzlerce uluslararası kişiliği ve basın mensubunu taşıyan Venizelos gemisi, Karadeniz'in ortak sorunlarının tartışılacağı bir seminer için Trabzon limanından açılacak.
Davetli olduğum halde ne yazık ki gidemediğim bu önemli seminere Ortodoks patriği de katılıyor.
Ve sonra...
Trabzon'a toplanan ülkücü gençler toplantıyı protesto ediyor ve Sümela Manastırı'nı gezmeye giden yabancıları taşlıyorlar.
Bu çirkin görüntüler dünya basınına yansıyor.
***
BU üç yaklaşımdan hangisi Türkiye'nin lehine acaba?
Hangisi ülkenin itibarını daha çok koruyor?
Siz karar verin.
E mail: livaneli@milliyet.com.tr
