“ Önümüzdeki bin yılı ve insanlığın geleceğini konuşmak üzere bin yıl geriye, Türk efsanelerinin doğduğu bölgeye gitmiştik. Kırgız çadırlarında konuk oluyor, geleneksel at oyunlarına katılıyor, kopuz çalıyor, halkla kendi dilimizde Türkçe konuşuyorduk. Dalı anlamak için köke gitmiştik. İnce, kibar, bilgelik dolu, geleneklerine bağlı insanlardı… Yere bağdaş kurmuş Manasçı, (Kırgız Türk Destancısı) coşkuyla dizeler okumaya başladı. Tüylerimi diken diken olduğunu duydum birden.”16 Kasım 1986 Hürriyet Gazetesi “Asya Türklüğünün kendi kültürel kimliğini bir merkezde toplamaya çalıştığı ve bunun sonucu olarak Türkiye’yle daha sıkı bağlar oluşturduğu bir dönemde… Asya Türklüğü ile kurulacak kültürel bağlar daha sonraki ekonomik ilişkilere öncülük edebilir.”29 Ağustos 1991 Sabah Gazetesi “Kanımca Türkiye’nin yapması gereken şey önce politik değil, kültürel baba üzerinde durmak. İstanbul’da basılan bir kitabın Çin sınırına kadar dağıtıldığı, tiyatro gruplarının koskoca kıtada turneler yaptığı, gazetelerin radyo-tv yayınlarının yüz milyon lara ulaştığı bir “Türkçe demokratik kültür ortamı”. İşte “doğal olan” budur. 14 Kasım 1991 Sabah Gazetesi “O zaman doğru olan şey, bu aşırı kimlik değiştirme krizinden kurtulmak ve kendimiz olarak kalıp, kendi izlerimiz üzerinden yürüyüp, batı uygarlığının çağdaş boyutunu yakalamak… Türkiye’nin batılı olmasının yolu Paris’e öykünmekten değil, Alma Ata’dan Kırım’a uzanan bir kültür varlığını Çağdaş kalıplar içinde özümsemesinden geçiyor. Her kültürün bir hinterlandı vardır. Türkiye’nin hinterlandı da Çin sınırından Avusturya sınırına, Kuzey Afrika’dan Kafkasya’ya uzanan muazzam coğrafyadır. Lütfen komplekse kapılmayalım. Kendi köklerimizle ilişki kurmaktan korkmayalım.”6 Aralık 1991 Sabah Gazetesi

Bugünlerde 1987 yılıyla ilgili bir tartışma var. Sayın Ecevit kendisiyle ilgili “sağcılık” suçlamalarının, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’yle ilişki kurulmasını önerdikleri 1987 yılından sonra başladığını söylüyor. Biz görüşlerini saygıyla karşılıyor ve diyoruz ki “Vurun ama dinleyin!” 1986’dan beri bu konuda yazdıklarımızdan küçük bir derlemeyi bu amaçla sunuyoruz. Fazla söze gerek var mı?