DEĞERLİ dostlar,
Milliyet Gazetesi 2010
yılının Türkiye'sine ilişkin
görüşler yayınlamaya baş-
ladı.

1992'de Sabah Gazete-
si'ndeki köşemde, 2022
yılını tasarlayan yazılar
yazmıştım.

Türkiye'deki koşullar,
92'ye göre çok değişmiş
olsa da Milliyet'in yayını
dolayısıyla üç gün bu yazı-
lara yer vereceğim.

Bugün Bişkek'ten dö-
nüp yarın Fenerbahçe
Stadyumu'nda konser ve-
receğim için, bu aynı zamanda bir
nefes alma fırsatı yaratacak.

Bişkek izlenimlerimi ise gelecek
hafta yazacağım.

***

ÜMİT Aydın o sabah erken kalk-
tı.

Takvim 2 Mayıs 2022'yi gösteri-
yordu ve doktora tezi için önünde
kalan zaman gittikçe daralmaktay-
dı.

Merkezi sistemden gelen gür sı-
cak suyla yıkandı ve son zamanlar-
da çok tutulan Aşkabat hazır por-
takal suyundan bir bardak içti.

Pırıl pırıl bir gündü.

Ümit Aydın Anadolu yakasında o-
turduğu için, karşı kıyıya en kolay
hangi yolla ulaşabileceğini düşün-
dü.

Boğaz'daki tüp geçidi mi kullan-
saydı, yoksa on dakikada bir kal-
kan deniz otobüsünü mü tercih et-
seydi? İki yaka arasında düzenli
helikopter seferleri de vardı ama o-
nun öğrenci bütçesini azıcık zorlu-
yordu.

Sonunda küçük elektrikli otomo-
bilini kullanmaya karar verdi ve Bo-
ğaz Köprüsü'nden karşıya geçti.

Kriz döneminde "gecekondu ma-
halleleri" denilen villa semtlerini
geride bırakarak 6. çevre yolundan
merkeze döndü.

"Kriz döneminde çok sıkıntı
çekmişler!" diye düşündü.

Bugünlerde aklı fikri "kriz döne-
mi"ndeydi. Çünkü doktora
tezi de "Kriz Dönemindeki
Siyasi Kutuplaşmalar!" ü-
zerineydi.

Üniversite kitaplığına
varması tahmininden u-
zun sürdü. Öğleden sonra-
ki maç için herkes, ikiyüz-
bin kişilik yeni stada git-
mekteydi. O gün Alma Ata
Spor - Fenerbahçe Asya
Kupası finali oynayacak-
lardı. Maçı televizyon ara-
cılığıyla beşyüz milyon in-
sanın izleyeceği tahmin e-
diliyordu.

Ümit Aydın tarihi bina-
daki modern kütüphanede, bilgisa-
yar yardımıyla mikrofilm arşivini ta-
radı ve "kriz dönemine" ait belge-
leri ve günlük gazeteleri buldu.

Önündeki not kağıdına "Turgut
Demirel" yazdı. Sonra karaladı.
Çünkü galiba ön adı Turgut olan
Cumhurbaşkanı'ydı ve soyadı Ö-
zal'dı. Demirel, Başbakan olanıydı
ve ön adı Süleyman'dı.

Okumaya başladı.

O dönem, dünyadaki sol - sağ ku-
tuplaşmasının bittiği ve dünyayı et-
nik ve dini çatışmaların kapladığı
bir dönemdi.

Türkiye de henüz etnik problem-
lerini aşamamıştı.

2022 yılından bakınca çok komik
görünüyordu ama o dönemde hala,
bazı dillerde TV yayını tartışması
yapılmaktaydı.

"Şimdi Türkiye'nin 10 dildeki 70
kanalını görseler kimbilir nasıl şa-
şırırlardı" diye düşündü.

Okuduğu kitaplara göre Türkiye
Cumhuriyeti, 2004 yılında etnik
problemlerden kurtulmuş ve her
bölgenin kendi kültürel kimliğini ta-
şıdığı dev bir mozaik olmuştu.

Terörün bitişi de bu tarihlere
rastlıyordu.

Ama 1990'lı yıllarda bunu tah-
min edememişlerdi.

Özellikle 1992 yılında yapılmış ö-
nemli bir tartışmayı buldu ve oku-
maya başladı.

(Devamı var)