ÜMİT Aydın önündeki ekrana yansıyan mikrofilmleri okudukça şaşkınlıktan şaşkınlığa düşüyordu.
Anlaşılan kriz döneminde yaşayanlar henüz “kim söylüyor?” aşamasından, “ne söylüyor?” aşamasına varamamışlardı.
Turgut ön adlı Cumhurbaşkanı sağ bir partinin liderliğinden gelmişti. Buna karşılık, Sosyal Demokrat kanadı olan hükümet bir “demokratikleşme” programıyla ortaya çıkmıştı.
Ve o dönemde çeşitli demokratik alternatifler öne sürülmüştü. “Ümit Aydın” ilk önce demokratik taleplerin hükümetten geldiğini ve sağ Cumhurbaşkanı’nın bunlara karşı çıktığını sandı ve önündeki not defterine böyle geçirdi.
Sonra birdenbire, büyük bir hata yapmakta olduğunu farketti.
Çünkü demokratikleşme ve tabuları yıkma önerileri ta Cumhurbaşkanı’ndan geliyordu. Sol kanatlı hükümet ise bunlara karşı çıkıyordu.
Bu durum Ümit Aydın’ın okuduğu, bildiği hiçbir siyasi tanıma uymuyordu.
Olayın iç yüzünü kavramak için 1990’lı yılların basınını ve köşe yazarlarını gözden geçirdi.
Ve şaşkınlığı bin kat arttı:
En demokrat yazarlar ve en sol kalemler, sağ Cumhurbaşkanı’nın tabuları yıkma önerilerine karşı çıkıyorlardı.
Kürtçe TV konusunda büyük bir tartışma açılmıştı.
Cumhurbaşkanı, devlet televizyonunun Kürtçe yayın yapmasını savunmuş ve böylece bütün demokrat çevreleri kızdırmıştı.
Bu konuda yapılan bir anket halkın yüzde 85’inin de buna karşı olduğunu gösteriyordu.
Oysa Ümit Aydın’ın okuduklarına göre, hiçbir demokratik hak, anket sonucu verilemezdi. Bu, sonsuz bir çoğunluk diktası demekti.
Cumhurbaşkanı da bunu belirtmişti zaten.
Ama, o ne?
Ekrana yansıyan bir başka belge aynı Cumhurbaşkanı’nın o tarihten bir süre önce, demokratik haklar konusunda referandum yaptırdığını gösteriyordu.
Süleyman ön adlı Başbakan’ın da içinde olduğu bir grup politikacı, askeri rejim tarafından politika dışı bırakılmıştı.
Bu kişilere, siyasi haklarını iade edilmesi konusunda Turgut ön adlı politikacı referandum yaptırmıştı. İşte bu da demokrasinin özüne aykırı bir tutumdu.
Demek ki 1992 yılında fikir değiştirmişti.
Kriz döneminde, ceza yasasında anti - demokratik maddeler vardı.
Aynı Cumhurbaşkanı, Başbakanlık yaparken bu maddeleri kaldırmak istemişti.
Buna karşı çıkanlar ise o maddelerden zarar gören sol çevreler olmuştu.
ÜMİT Aydın bu konuyu seçtiğine pişman olmak üzereydi. Çünkü hiçbir şeyi yerli yerine oturtamıyordu.
Her okuduğu belge, meseleyi daha çok karıştırmaktan başka bir işe yaramıyordu.
Olayları çözmek için “kriz dönemi”nin mantığını, daha doğrusu o dönem insanlarının düşünce tarzını anlaması gerekiyordu.
