GRANADA-Granada’daki zirvede Filistin ve İsrail aydınları ilk kez bir araya geliyor. İsrailliler daha yumuşak, daha temkinli ve daha iyimser… Filistinliler ise öfke dolu ateşli… Bazıları patlamaya hazır bir bomba gibi. Görüşmeler basına kapalı olduğu için herkes rahat ve sansürsüz konuşmakta. Filistinliler, kurbanla cellat arasında bir barış olamayacağını söylüyorlar. Onlara göre ilk yapılması gereken; bütün bu mücadele dönemi boyunca Filistinliler’in kurban konumunda olduğunun kabul edilmesi. Bunun doğal sonucu da İsrail’in yaptıklarından özür dilemesi olacak. Böyle bir şey mümkün görünmüyor. İsrail aydınları karşılıklı olarak geçmişi unutmak ve bağışlamaktan söz ediyor. Filistinli diyor ki: “Tamam! Diyelim ki bağışlamaya ve unutmaya hazırız. Ama bu şartlar altında bunu başarmamıza olanak yok. Bu konuyu görüşmek için bile olsa Kudüs’e seyahat edemeyiz. Dolaşım özgürlüğümüz yok. Kitap basamıyoruz. Bir yayın evine sahip değiliz. Düşüncelerimizi anlatacak bir televizyonumuz da yok. Filistin aydınları olarak herhangibir kültür kurumunda örgütlenmemiz yasak. İsrail askerleriyle kuşatılmışız.” Bir çok Filistinli, İsrail işgal ettiği topraklardan çekilmedikçe barışın lafta kalacağını savunuyor. “Liderlerin el sıkışması halkı ilgilendirmez” diyor felsefeci Bişara. “Sıkılan ellerden hangisi kanlı, bunun anlatılması gerekir.”İntifada sırasında İsrail’in 39 Filistinli yazarı tutukladığını, daha bu hafta iki Filistin yazarının öldürüldüğünü anlatıyorlar. Romancı Habibi, “Barış değil, barışın sözü var henüz” diyor. “Gene de bu imkana dört elle sarılmalıyız. Her şeyden önce bir devlete ihtiyacımız var. Bir kimliğe kavuşmalıyız.” Şimon Perez barış sorununa ekonomik açıdan yaklaşıyor. “Ortak düşmanımız yoksulluktur” diyor. “Bugün Filistinli bir çocuk, Avrupalı çocuğun sahip olduğu imkanların ancak 20’de birini ele geçirebiliyor. Bu durumun nedeni şiddettir. Gelişmiş ülkeler kaynaklarını eğitime, sağlığa ve halkın refahına harcarken, biz silaha ve kör dövüşüne para harcadık. Gelin bunu değiştirelim.”
Şimon Perez, Ortadoğu barışı konusunda epey temkinli. Ürdün’le barış içinde yaşayabileceklerine inanıyor. Suriye ile barış anlaşmasında bazı engeller olduğunu hissettiriyor. “Gene de görüşmelerden umutluyuz” diyor. Lübnan ile de aynı 20 durum söz konusu. “Bölgemizdeki her gence bir bilet vermek istiyoruz” diyor. “21. yüzyıla bir bilet. Hem de üçüncü mevkide değil. Askeri harcamaları eğitime aktararak, bunu başarabiliriz.
