Granada- Yaser Arafat gülümseyerek “İbrahim’in çocukları barışıyor artık” diyor. Ürperdiğimi hissediyorum. Böylesine tarihi bir bilinçle konuşmak için Ortadoğulu olmak gerekiyor belki de. Ortadoğu’da her şey binlerce yıllık geçmişe dayanıyor. Araplar’ın atası Hz. İbrahim’in oğullarından İsmail, Yahudiler’inki ise İshak. Şimdi kardeş çocukları, binlerce yıl sonra aralarındaki düşmanlığı sona erdirmek istiyorlar. Yaser, Arafat, Şimon Peres’le el sıkışıyor. Birbirlerine gülümsüyorlar. İsrail devletinin yıllardır bir numaralı düşman ilan ettiği ve Yahudileri öldüren kanlı terörün sorumlusu olarak, bulduğu yerde öldürmek istediği Filistin lideriyle yan yanalar artık. En komiği de toplantının yapıldığı kapalı odada bike Arap ve İsrailli bodyguardların omuz omuza vererek ortak düşman araması

Yaser Arafat, İncil’ e atıfta bulunarak “Önce söz vardı” diyor. “Barış sözü bizim mesajlarımızdan önce de vardı. Kelimenin tam anlamıyla yeni bir Ortadoğu kurmak istiyoruz: Kardeşliğe, sevgiye, anlayışa dayanan bir Ortadoğu.” Arafat, Granada’da ve Elhamra Sarayı’nda bulunmaktan çok memnun. Çünkü “Granada” diyor “Bir zamanlar üç dine mensup insanların Müslümanlar’ın Hristiyanlar’ın ve Yahudiler’in barış içinde yaşadıkları muhteşem bir semboldü.

Şimon Peres, imzaladıkları anlaşmayı” tarihi bir başarı” olarak niteliyor. Ve “Hiçbir şey bizi durduramayacak!” diyor. Şöyle devam ediyor: “Kimse babasının tarihini değiştiremez. Ama biz çocuklarımız için bir tarih yaratabiliriz. İsrail Dış İşleri Bakanı’nın verdiği garantiler şunlar: “Başka halkları yönetmek istemiyoruz.” “Filistinliler’i yönetmek gibi bir amacımız da yok.”” Filistinliler’i komşularımız olarak görüyoruz.” “Bütün bunları bir tek koşula bağlıyoruz: İnsanlarımızın güvenliğini tehlikeye düşürmemek.” Şimon Peres “Biz büyük bir kadere sahip küçük bir halkız” diyor. “4000 yıldır müthiş bir nefretle çevrilmişiz. Artık İsrail bir tehlike değil. Filistinliler’in kendi tarzlarında ve kendi seçtikleri biçimde yaşamaları ve eğitim görmelerinden yanayız.”

Toplantıya Arafat, Şimon Peres, Solana ve Mayor’la birlikte çoğunluğunu Arap ve Filistinliler’in oluşturduğu bir avuç aydın katılıyor. Resmi konuşmalar bitip aydınların görüşleri sıralanmaya başlayınca durumun politikacıların anlattığı kadar iç açıcı olmadığını görüyorsunuz. Gene de yıllardır birbirine düşman olan iki kültürün temsilcilerinin bir masa başında yan yana oturabilmelerini bir aşama olarak kabul etmek gerekiyor.