Daha önce de yazmıştım: Marquez'in “Yüzyıllık Yalnızlık” adlı müthiş kitabında, savaş yorgunu Albay Buendia "Bugün günlerden ne?" diye sorar. "Salı!" derler. "O zaman dün de salıydı" der. "Çünkü bugünün dünden bir farkı yok." Bu zeki buluş günler için doğru olabilir ama yıl kavramı farklı. Dünyanın güneş çevresindeki dönüşünü tamamlaması, dört mevsimin arka arkaya dizilmesi, bizim zihnimizde yaratılmamış. Doğa böyle! Her gerçeği törenselleştirme, allayıp pullama eğiliminde olan insanoğlu da bu işin ritüelini oluşturmuş. Refah Partisi, bu işe ideolojik yaklaştıkları için yılbaşını "gavur adeti" olarak niteleyip, karşı çıkıyorlar. Oysa doğaya karşı çıkılmaz ki. Dünyanın güneş çevresindeki turunu tamamlaması gibi bir doğa kuralının ideolojiyle, Batılılıkla, Doğululukla ne ilgisi var? Hangi ideolojik yaklaşım, dünyayı bir dakika geç bırakabilir acaba? Bana kalırsa dostlarımız, Noel'le yılbaşını karıştırıyorlar. Noel, Hazreti İsa'nın doğum günü olarak kabul edildiği için, dine ve kültüre ait bir kavram. Bu yüzden de görece. Oysa yılbaşı, bir doğa kuralı.

2000 YILI

Dünya şimdiden 31 Aralık 1999'un heyecanına kapıldı. Yeni bir yüzyılı ve yeni bir binyılı (millenium) başlatacak olan bu tarih, insanları heyecanlandırıyor. Refah Partililer 2000'i böyle bir başlangıç olarak kabul etmemekte haklı olabilirler. Çünkü takvimi 2000 yıl önce başlatmak gibi yüzyıl ve binyıl kavramları da görece. Doğa kuralı değil ve dine, kültüre ait bir olgu. Yani sübjektif. Bu yüzden bir Müslüman çıkıp, "Ben bu Sınıflamayı kabul etmiyorum. Benim modern takvimim 622'de Hicret'le başlıyor" diyebilir. Bu bir seçim meselesidir. (Ancak böyle dediği anda, Miladi takvime atıfta bulunmuş ve onu referans olarak kabul ettiğini belli etmiş olur.)

ZAMANIN RUHU

Dünya aydın çevrelerinin Almanca aslını kullanmayı tercih ettikleri bir kavram var: Zeitgast yani Zamanın Ruhu. Bu kavram Batı düşüncesinde önemli bir boşluğu dolduruyor. Batılı aydınlar, artık yüzyıl bölümlemesiyle de yetinmeyip zamanı on yıllara bölüp, eğilimleri saptamaya çalışıyorlar.

***

Yeni yılın ilk günü, televizyon kanalları arasında gezinirken, NBC'nin moda programına gözüm ilişti: Alman modacı Karl Lagerfeldt bir kahraman edasıyla podyuma çıkıyor ve alkışlanıyordu. İşte; bu bir 20. yüzyıl gerçeğiydi. 19. yüzyılda terzilerin uluslararası star olması düşünülemezdi bile. Karl Lagerfeldt yüzyıl önce yaşasa Ulm'de ya da Frankfurt'ta parmağına yüksük takmış iğne sallayan bir adam olarak ölür giderdi. Oysa şimdi Jean - Paul Gaultier, Kenzo, Calvin Klein, Donna Karan ve diğerleri gibi bir yıldız. 20. yüzyıl, terzileri star yaptı.

***

Geçen yüzyılda var olmayan ve 20. yüzyılda star yaratan bir başka meslek de televizyon spikerliği. Amerika'nın ünlü söyleşi yıldızı Larry King, 19. yüzyılda yaşasa kim bilir ne iş yapardı?

***

Bakalım 21. yüzyıl, bugün bize sıradan gibi görünen hangi meslekleri öne çıkaracak, kimleri yıldız yapacak? Bir tahminde bulunamam. Yalnız, bu parlayan meslekler arasında köşe yazarlığının yer almayacağından eminim. Tam tersine, her gün çeşitli konularda "fikir beyan etme" mesleği anlamına gelen köşe yazarlığı, 21. yüzyılda tarihe karışabilir.