1980 darbesiyle siyasi yaşamdan uzaklaştırılmış bulunan sendikalar, yeniden toplumun gündemine oturuyor. Gün geçmiyor ki Türk-İş ya da Disk'in bir çıkışına rastlanmasın. Bu çıkışlarda insan boyutu çok önemli. Rıdvan Budak'ın bilinci ve dinamizmiyle, Bayram Meral'in kararlılığı, çalışan kesimlerin sesini yükseltmesinde büyük rol oynuyor. Disk ve Türk-İş başkanları, siyasi partilerden umudu kestiklerini belirtip kendi inisiyatiflerini kullanıyorlar. Rıdvan Budak, "Bu ülke bizim!" sloganıyla on binleri meydana döküyor. Bayram Meral ise çaresiz kaldıklarını ve partileşmeye gideceklerini açıklıyor. Bence tek başına bir sendika partisi kurulması doğru olmaz ama Bayram Meral'e bunları söyleten içinde bulunduğumuz çıkmaz sokak. Çünkü günümüz Türkiye'si, giderek yoksullaşan emekçi kitlelerle kucaklaşarak gelir dağılımı adaletsizliğine karşı çıkan ve demokratik kitleleri bağrına basan bir siyasi hareketten yoksun! Bunun sıkıntısını da en çok sendika başkanları çekiyor. Çünkü ezilen kesimlerle yüz yüze ilişki içindeler. Disk ve Türk-İş'in çıkışları ve başkanlarının performansı umutlu bir heyecan yaratmakta.

MEMURLAR NASIL YARGILANIR?

İstanbul Başsavcısı Sayın Ferzan Çitici, yargı sistemimize ilişkin gözlemleriyle tanınan bir hukukçu. Yılların verdiği deneyimle iki noktanın üzerinde önemle durmakta: a) Memurin Muhakemat Kanunu'nun kaldırılması b) Adli zabıtanın kurulması 1913'te geçici olarak konulmuş bulanan Memurin Muhakemat Kanunu, herhangi bir devlet memurunun yargılanmasını engelleyen, dolayısıyla adaleti geciktiren, bazen de yanıltan bir kanun. Çünkü bir memur suç işlediği zaman onun yargılanıp yargılanmayacağına karar vermek yetkisi, o ilin valisi başkanlığında toplanacak bir bölge müdürleri kuruluna bırakılmış. Eğer bu kurul, memur arkadaşlarını koruyup da "Yargılanmasına gerek görülmemiştir!" derse o memur, isterse adam öldürmüş olsun, yargı karşısına çıkmıyor. Bu durumun en çarpıcı örneklerinden birisi Metin Göktepe cinayeti. Gazeteci Göktepe'yi öldürmüş olduklarını itiraf eden polis memurları bir yıldır hala yargılanamadı. Bu garip yasanın derhal kaldırılmasında büyük yarar var. Başsavcının değindiği ikinci konu ise Adli Zabıta. Savcılıkların yürüttüğü soruşturmalarda polis teşkilatı yerine adli zabıtanın kullanılması, adalet mekanizmasını çok rahatlatacak. Çünkü doğrudan doğruya savcılara bağlı olarak çalışacak olan adli zabıtanın denetlenmesi daha kolay. Bu kurum, emniyete göre daha saydam ve daha etkin bir biçimde çalıştırılabilir.

***

Bu yazıda değindiğimiz üç konu da Ankara'daki siyasilerin bir an önce, kendi aralarındaki iktidar mücadelesini bırakıp, ülke sorunlarıyla ilgilenmelerini gerektiriyor. Ve ne yazık ki, böyle bir umut ışığı görülmemekte.