1492 yılında İspanya'nın Cadiz li-
manından aynı gün hareket eden gemi-
lerden bir kısmı doğuya, bir kısmı da ba-
tıya gitti.
Doğuya giden gemiler, zulüm görmüş,
aç ve perişan insanları yüzlerce yıl bağı-
na basacak bir sıcak yuvaya götürüyor
du.
Batıya hareket eden gemilerse, yepye-
ni bir kıtadaki savunmasız ve barışçıl in-
sanlara ölüm ve yıkım götürdü.
Doğuya giden gemiler, İsabel ve Fer-
dinand zamanında kovulan Yahudiler'i
İstanbul'a getirmişti.
Batıya giden gemilerde ise Kristof
Kolomb ve adamları vardı.
Yahudiler'in 2'nci Bayazıt tarafın-
dan kabulü nasıl bir insancıllık sim-
gesiyse, Kolomb'un Amerika kıtası-
nı keşfi de o derecede gaddar bir
katliam örneğiydi.
Kolomb ve askerlerinin, Amerika kı
tasında karşılaştıkları masum ve savun-
masız, barışçıl yerlileri kitle halinde öldür-
düğü ve ellerindeki ateşli silahların yardı-
mıyla bir kitle katliamı gerçekleştirdiği bili-
niyor.
XXX
Biz, Yahudi göçünün beşyüzüncü yılını
ön plana çıkarmaya çabaladık ama dün-
ya bunu duymadı.
Bu amaçla kurulmuş olan vakıf daha
çok içeriye propaganda yaptı ve kendi
kendimize gelin güvey olduk.
Kolomb Yılı ise bütün görkemiyle de-
vam ediyor ve uluslararası büyük bütçeli
sinema filmleri, kitaplar, sempozyumlar,
sergiler birbirini kovalıyor.
Dolayısıyla dünya bir hoşgörü ör-
neğini değil, bir katliamı kutluyor.
İşte bizim anlı şanlı uygarlığımız ve hü-
manizmimiz böyle çarpık sonuçlara yol
açmakta.
Buna karşı tek ses çıkaran ise, öldürül-
müş Amerikalı yerlilerin torunları.
A.B.D.'den, Kolombiya'ya kadar
her yerde binlerce insan Kristof Ko-
lomb'un keşif değil katliam yaptığını söy-
leyerek protesto gösterilerinde bulunuyor.
Bu göstericilerin polisle çatışması sonu-
cu, Dominik Cumhuriyeti'nde iki yerli
öldürülmüş, Kolombiya'da ise yirmi iki
yerli polis kurşunuyla canvermiş.
Peru'da Aydınlık Yol örgütü, bir İs-
panyol bankasının şubesini bombalaya-
rak Kolomb'u ve beşyüzüncü yıl kutla-
malarını protesto etmiş.
Meksika'da on milyon yerli protesto
yürüyüşü yapmış, otobüsleri kaçırmış.
XXX
Dernek ki zulüm ve haksızlık, aradan
beş yüzyıl geçse de unutulmuyor ve in-
san vicdanını yaralamaya devam ediyor.
Kolomb'a ve beş yüzüncü yıl kutla-
malarına gölge düşüren şey, akıtılan ma-
sum kanının hesabını soran milyonlarca
insandır.
Bu olaydan alınacak çok ders var: (
Hele bizim için)
Zulümle, baskıyla, haksızlıkla elde edi-
len başarılar, yüzlerce yıl sürecek kin ve
öfke akımları doğurur.
Adalet üstünde durmayan bir toplum,
her zaman yeni çatışmalara, yeni patla-
malara gebe demektir.
Beş yüzyıl önceki katliam bugün nasıl
yeniden kan dökülmesine neden olmuş-
sa, Türkiye'de de kan kaybının temelinde
özellikle son otuz yılın yanlış politikalarını
aramak gerekiyor.
Ardında politik idamlar, infazlar, öğren-
ci kıyımları, Taksim'de öldürülen insanlar,
suikastler, kontrgerilla işkenceleri, cezaev-
lerinde intihar eden mahkumlar bırakan
bir rejim, geleceğini de kan ve terörün i-
poteği altına sokuyor demektir.
Beş yüzyılın ötesinden kanlarının hesa-
bını soran insanlar, otuz yılın adaletsizlik-
lerini daha iyi hatırlar.
