Şimdi size bir soru: Bilmediğiniz bir lokantaya gittiğiniz zaman neler beklersiniz? Yemeklerin temiz, kaliteli ve lezzetli olması, iyi bir servis, makul bir hesap yeterlidir değil mi? Bunları bırakıp da lokantanın sahipleri arasındaki ortaklık ilişkileri, kimin kaç hissesi olduğu, birbirleriyle nasıl geçindikleri gibi sorular sormak aklımıza gelmez. Çünkü bunlar bizi ilgilendirmemektedir. Bizim konumuz yemek, servis ve hesaptır.

Bir otele gittiğimizde de temizlik, konfor, servis ve fiyat ilgilendirir bizi. Bankada da öyle. Bu kuruluşlar iyi işliyor mu, bize iyi hizmet ediyorlar mı, paramızın karşılığını alabiliyor muyuz; ona bakarız.

Hükümetlere de aynı bakışla yaklaşmamız gerekiyor. Çünkü hükümet edenler de bize hizmet için oradadırlar. Maaşlarını biz öderiz. Bindikleri Mercedes’lerin parası bizim cebimizden çıkar. Bizim paramızla özel uçak alınır. Bunların benzini bile bizim paramızla ödenir. Oturdukları koltuklarından tutun da, içtikleri kahveye kadar hepsini biz öderiz. Ve karşılığında da bize iyi hizmet etmelerini ve dürüst olmalarını bekleriz. Gelin görün ki bu doğru mantık, Türkiye’de pek işlemez. Çünkü bir “siyasi star sistemi” yaratılmıştır. Sanki hükümet kuranlar bize hizmet için görevlendirilmiş insanlar değil de Olympos Dağı’ndan inmiş tanrılardır. Millet önlerinde kul köle olur. Yüksek tepelerdeki ilişkileri bir “beyaz dizi” merakıyla takip eder. Kim kime kızmış, kim kiminle iyi ilişkiler içine girmiş, kim kimin masasına oturmuş, kim kime çiçek göndermiş?..Bunun gibi ipe sapa gelmez milyonlarca ayrıntı yazılır çizilir, konuşulur ve bunlar “politika” yerine geçer. Oysa politika bu değildir.

Politikacılar ve özellikle liderler, ne kadar İyi niyetli olurlarsa olsunlar, bu atmosferin etkisinden kurtulamazlar. Çünkü millet onun ne yaptığına değil, ne dediğine kilitlenmiştir. Taraftarları, liderin sertleşmesi ve öteki lidere ağzının payını vermesi beklentisi içindedir. Eğer okkalı laflar edemezse, pısırık sayılır. Bu yüzden lider de açar ağzını yumar gözünü. Ertesi gün öteki lidere sonra gelecektir. Biz de boks maçı seyreder gibi bu sözlerle avunur dururuz.

Bütün bunların hükümet etmekle bir ilgisi yoktur. Artık bilinçli yurttaşlar olarak biraz olgunlaşıp, bize hizmet etmekle yükümlü hükümetlerin uygulamalarını konuşmamız gerekmez mi?