29 Ekim 1998, yani Cumhuriyetin 75. yılı, ulusal bir şölen olarak kutlandı. İnsanların yüreğinden fışkıran Cumhuriyet ve Atatürk sevgisi, alaları, caddeleri doldurdu, ulu ve aydınlık ırmaklar gibi çağıldadı. Bundan birkaç yıl önce birbirlerine zıt düşünceler besleyen insanlar bile, Cumhuriyet’e ve yaşam biçimine yönelik tehdit karşısında, aralarındaki çelişkileri rafa kaldırdılar ve el ele tutuşup Cumhuriyet bayramına koştular. Çünkü bu çelişkileri tartışmak ve değişik düşünceleri hayata geçirmek için geniş ve büyük bir çerçeveye ihtiyaç vardı. Ve bu çerçevenin adı Cumhuriyet’ti. Solcusu, sağcısı, ortacısı, başı açığı, başı örtülüsü, genci, yaşlısı, kentlisi, köylüsüyle bütün bir halkı el ele tutuşturan mucize, işte bu çerçeveyi, bu yaşam biçimini koruma iradesinin ortaya konmasıydı. Cumhuriyet , 75’inci yılında yeniden doğdu. Bir millet 75’inci yılında yeniden uyandı. CUMHURİYET MÜZİĞİ… 75’inci yıl kutlamaları için ısmarlanan marşları ve bunlarla ilgili tartışmaları hatırlıyorsunuz. Bestelenen bazı marşlar Çetin Altan’ın tahmin etmiş olduğu gibi “29 Ekim’e kadar bile dayanamadı.” Çünkü bu bir müzik değil, bir yürek sorunuydu. Bach, Beethoven, Mozart, Itri, Dede Efendi gibi üstatlar dirilip gelse ve el ele verselerdi bile, Onuncu Yıl marşının yerini tutacak bir eser besteleyemezlerdi. Çünkü Cumhuriyet onuncu yılında temizdi, saftı, inançlıydı, kahramandı, ahlaki değerlere sahipti. “On yılda her savaştan açık alınla çıkanların” türküsüydü o. İçindeki hamasi sözlere rağmen, hala yürekleri dağlamasının sırrı buradaydı. Cemal Reşit Rey usta, bu yürek vuruşlarını notalara dökmüştü.
Bugün içinde bulunduğumuz durum ise içler acısı. Bir yandan Cumhuriyet şölenlerinde yürüyoruz, bir yandan gırtlağımıza kadar mafya, çete bağlantılarına gömülmüşüz. Cumhuriyet bayramından iki gün önce başbakan, mafya konulu bir toplantı düzenliyor. Rüşvet ve yolsuzluk her yanımızı kanser gibi sarmış. Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda canını veren gençlerin torunları, bir an önce köşeyi dönme derdinde.
İşte bu yüzden Cumhuriyetin 75’inci yıldönümünü bir “ulusal milat” gibi algılamalı ve arınmanın, temizlenmenin başlangıcı olarak kutlamalıyız. Bu hepimiz için büyük bir fırsattır.
