New York ABD Başkanlık seçimlerine bir hafta kala, New York'a gelen ve sokakların heyecanlı kalabalıklarca doldurulduğunu, herkesin kafelerdeki, barlardaki televizyonların karşısına kilitlendiğini gören birisi, çok gergin bir seçim atmosferine girildiği izlenimi edinir. Hele Türkiye'deki seçimlere alışık o- lan bir sadık seçmen, New York'un da bizim gibi aşırı derecede "politize" olduğunu düşünür. Oysa gerçek değildir bu! New York halkı, televizyonda baş- kan adaylarının kapışmasını değil Yankee takımının maçını izlemektedir ve sokaklardaki coşkulu kalabalık da heyecanlı seçmenler değil, Yankee takımının zıvanadan çıkmış taraftarlarıdır. Bunun dışında herkes işiyle gücüyle uğraşmakta ve yaklaşan başkanlık seçimlerine aldırmamaktadır. Oy kullanmayı, birinci vatandaşlık görevi kabul eden Türk seçmeni bu tabloya bir anlam veremez ve Amerikalıları memleket meselelerine ilgi duymamakla suçlayabilir ama ne yapalım ki gerçek bu! Amerika'daki seçimleri kimse takmıyor. Clinton ve Dole, yüz binlere değil, küçük kalabalıklara konuşuyorlar. Amerikan yurttaşı için, faturasını ödeyebilmek, çocuğunun okul masraflarını karşılayabilmek, hastalandığı zaman tedavi olanağı bulabilmek bütün siyasi nutuklardan daha önemli. İşte Clinton'ın da en büyük şansı bu!
***
Ekonomi, Clinton döneminde krizden kurtulup, iyileşmeye başladı. Bunu kendi yaşamında hisseden Amerikan seçmeni, Dole'un Clinton'ın karakteri hakkında söylediklerine kulak asmıyor. Dole istediği kadar, Clinton'ın güvenilmezliğini, cinsel zaaflarını, anti militer tutumunu ve şaibeli geçmişini kurcalarsa kurcalasın, Amerikalılar bu iddialara gülüp oylarını Clinton'a veriyorlar. Çünkü ekonomi iyi gidiyor ve yaşamlarından memnunlar. Öyleyse, başkanı değiştirmek niye gerekli olsun?
***
Bu yüzden, herhangi bir ülkede bir başkanı yıkacak olan skandallar Clinton'ı etkilemiyor. Hatta Clinton bir anlamda bunlara karşı bağışıklık bile sağladı denebilir. Besbelli ki epey çapkın bir adam. Evlilik dışı ilişkileri saklanamayacak kadar açık. Ne var ki Dole, Clinton'ın "harama uçkur çözdüğünü" söyleye söyleye helak olduğuyla kalıyor. Kimse dinlemiyor onu. Ünlü sunucu Jay Leno, iki adayın karşılaştığı TV tartışmasını kastederek "Clinton bu doksan dakika içinde karısına sadık kaldı!" diye şaka yapıyor ve millet gülüyor. İnanın ki Amerikan seçimleri, bizim bir beldedeki belediye seçimi kadar bile heyecan uyandırmamakta.
***
Seçimi yitireceğini anlayan Dole, durmadan basına yükleniyor. New York Times gazetesinin kendi mitinglerine yer vermediğini, katılan kişilerin sayısını az gösterdiğini anlatıp duruyor. Vatanı uğruna savaşta yitirdiği kolunun acısını daha derinden duyuyor olmalı. Çünkü askere gitmeyi reddetmiş birisi, onun sakatlığını ve yaşlılığını koz olarak kullanıyor. Ne yapalım! O da yanlış ülkede doğduğuna üzülsün. Eğer kazara Türk olsaydı Dole gibi bir savaş kahramanının bileğini kim bükebilirdi ki? Bu durmuş oturmuş devlet adamının karşısında, çapkın ve asi Clinton'a kim şans tanırdı? Galiba bu Amerikalılar kendi menfaatlerine Türkler kadar sahip çıkamıyorlar. Böylece de yanlış yapmaktan bir türlü kurtulamıyorlar. Anlı şanlı komutan yerine, kuşkulu görüşlere sahip Clinton'ı seçerek kendilerini mahvediyorlar! Neyse kendi düşen ağlamaz. Bizden söylemesi!
