New York Uzaklarda olduğum için Türkiye'yi günü gününe izlemekte güçlük çekiyorum. Gerçi inanılmaz bir şekilde Milliyet, Sabah, Hürriyet, Türkiye gibi gazetelerin Avrupa baskıları, okyanus ötesinde bile günü gününe bulunabiliyor ama bunların dışında kalan yayın organlarını izleyemiyorsunuz. Yayın hayatına yeni başlayan Radikal gazetesi de bunlardan biri. Daha gazeteyi görme olanağı bulamadım ama Hakkı Devrim dostumuzun benden söz etmek inceliğini gösterdiği bir yazısının kopyasını gönderdiler. Ansiklopedi uzmanı Hakkı Devrim'in köşe yazarlığına başlamasını kutlarım ama doğrusu bu yazısı bana biraz şaşırtıcı geldi. Devrim, benim New York'tan yazdığım ve Elia Kazan'a ayırdığım yazımı diline dolamış ve sözüm ona alaya alıyor. Bu tutumu Hakkı Devrim gibi durmuş oturmuş kişiliğe sahip olan bir kültür adamına yakıştıramadım. Gündelik ilişkilerinde son derece uygar, saygılı ve kibar olan Hakkı Devrim, neden bilgisayar başına geçince böylesine saldırganlaşmış anlamıyorum. Dünyadaki her sanatçı gibi Türk sanatçılarının da çeşitli uluslardan dostları vardır. Elia Kazan benim en yakınlarımdan biridir: Ayrıca sadece benim değil, on yıl önce bizi tanıştıran Yaşar Kemal'in, Thilda'nın, Zeynep ve Ahmet Oral'ın, Nazar Büyüm'ün de yakın arkadaşıdır. Eşi Francis'le İstanbul'a her gelişinde buluşuruz, bazen evimizde kalırlar. Tekne kiralayıp mavi yolculuğa çıkarız. Elia Kazan, büyük bir alçak gönüllülükle Sis filmimde küçük bir rol üstlenmiştir. Eşime, son romanında onun adını kullanacağını söylemiş ve gerçekten de Amerika'da yayınlanan "Beyond The Aegean" romanındaki bir kadın kahramana Ülker adını vermiştir. Birbirimizi bu kadar hırpalamaya gerek yok Hakkı Bey. Ben sizi tanımakla da onur duyarım, Elia Kazan'ı tanımakla da! Türk sanatçılarının yabancı dostları olması olağan bir şeydir. Aşağılık duygusuna hiç gerek yok! Elia Kazan'dan Elia diye söz etmeme de takılmayın. Çünkü kendisine böyle hitap ediyorum. Eee siz de kabul edersiniz ki bizim Ankara ağzını kullanarak, "Sayın Kazan" diyemem ona. Ya Şevket Kazan'la karışırsa.

***

Bir not daha: Bir ansiklopedi uzmanı olan Hakkı Bey, "buzdolabının kapısı" dememe de takılmış. "Buzdolabının kapağı" demeliymişim. Olabilir Hakkı Bey, siz benden daha iyi bilirsiniz ama niye buzdolabını icat eden ülkeler "kapı" diyor ya da bizim televizyon reklamlarında niye "iki kapılı buzdolabı" reklamı yapılıyor onu düşünüyorum. Neyse Hakkı Bey! Bu hırçın yazıyı size yakıştıramadım ama gene de gönül koymuyorum. Çünkü sizin terbiyenizin ve duygularınızın bu yazınızdaki üsluptan daha gelişmiş olduğunu gayet iyi biliyorum. Elia Kazan Mart ayında İstanbul'a geliyor. Dilerseniz hep birlikte buluşur bir kahve içer, daha hoş konulardan söz ederiz.

AKİT GAZETESİNİN ERKEN YORUMU

Akit gazetesi, Milliyet'te yayınlanmakta olan "Engereğin Gözündeki Kamaşma" romanımızın bazı bölümlerine kızmış: Osmanlı'da böyle bir şiddet dönemi yaşanmamıştır diyor. Osmanlı onların ne kadar mirasıysa bizim de mirasımız. Yüzlerce yıl süren bu cihan imparatorluğunun olumlu yönleri de vardır, olumsuz yönleri de. Ayrıca şiddet, bugünkü ölçüler içinde ele alınamaz. Sonuçta bu bir romandır ama dilerlerse kendilerine Osmanlı yazarlarının satırlarıyla, yazılanların gerçeğe uyduğunu kanıtlayabilirim. Bana kalırsa acele ediyorlar: Romanın sonunu beklerlerse, tarihte damgalanmış ve mahkum edilmiş bir padişahın ilk kez yüce gönüllü bir insan olarak anlatıldığını görecekler.