Avrupa Birliği hiçbir zaman Türkiye’nin tam üyeliği konusunda kendini bağlamayacak. Özellikle Kıbrıs ve demokratikleşme alanlarında Türkiye’nin üstüne düşenleri yerme getirmesini bekleyecekler. Birkaç yıl geçince de Türkiye’ye bir “özel statü” tanınacak. Serbest dolaşım haklarının ve mali yardımın kısıtlandığı bir özel statü olacak bu. Yani Avrupa Türkiye’yi ne tam olarak içine alacak, ne de tamamen dışında bırakacak. 70 milyonluk iddialı ülkenin Avrupa ilişkilerini belli şartlara bağlayacaklar.
Unutmayalım ki batılılar böyledir: Reddettiğini bile çok nazik ve saygılı bir tavırla söyler. Eğer deneyimli değilseniz sizi kapıya kadar uğurlamalarını ve elinizi sıkmalarını bile büyük bir dostluk belirtisi sanabilirsiniz. 10.12.2002
Biz bir “özel statü” alacağız. O da 2010 yılından sonra. İyi ama neden özel statü? Türkiye gerçekten özel bir duruma sahip de ondan. Almanya Başbakanı Schröder önceki gün çok önemli bir şey söyledi: “Türk toplumu derin ve tarihsel bir dönüşüm geçirmeden AB’ye üye olamaz” dedi. Dikkat edelim: Schröder devlet, hükümet demiyor, toplum diyor. Meclisten istediğiniz yasaları çıkarın, eğer Türk toplumu belli bir anlayışa kavuşmazsa Avrupalı olamaz. Aslında bu dönüşüm iki yüz yıldır geçiriliyordu ve Atatürk döneminde zirveye ulaşmıştı ama ne yapalım ki şimdi rüzgârlar Doğu’dan esiyor. 14.12.2002
Türkiye eninde sonunda Avrupa ile bir “özel statü” çerçevesinde buluşacak. Bunun başka yolu yok. Öyleyse vakit varken bu özel statüyü biz isteyelim. Stratejiyi biz oluşturalım. “AB üyesi olmak değil, sizinle özel bir statü çerçevesinde ilişkilerimizi düzene koymak istiyoruz” diyelim. İnanın böylesi hem daha gerçekçi, hem de kapıda bekleyerek yalanan bir ülke konumu kadar onur kırıcı değil. Avrupa’nın kurt politikacıları hiçbir zaman yetmiş milyonluk bir ülkeyi, bütün sorunlarıyla sırtlanıp içeriye alamayacak. Bakın yıllardır sürdürdüğümüz yanlış politika bizi ne duruma düşürdü: Türkiye yakında, AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti’nde büyükelçilik açacak, sefirimiz gidip Papadopulos’a itimatnamesini sunacak. Türkiye’nin kaderini tayin edecek olan AB görüşmelerinde Kıbrıs Cumhuriyeti de karar alıcılar arasında bulunacak. Niye bizim gözümüz açılmıyor bilmem ki? 12.04.2003
AB’nin Türkiye’yi Fransa, İngiltere Almanya gibi tam olarak kucaklaması size gerçekçi geliyor mu? Hayır! Peki kırk yıllık nişanlılık dönemine, bunca çabaya, Avrupa’da yaşayan milyonlarca insanımıza ve Gümrük Birliği’ne rağmen Avrupa, Türkiye ile ilişkilerini tamamen kesip kopartabilir mi? Hayır! İşte bu iki hayır arasındaki ortak çizgi AB serüvenimizin nirengi noktasını oluşturuyor.
Çok vitesli bir Avrupa konusunda çoktan karar verilmiş ve bu fikir uygulamaya konmuş durumda. Eğer Türkiye müzakere sürecinde kendisinden talep edilenleri yerine getirebilirse çok vitesli bir Avrupa’nın en dış halkasında yer alacak. Değişik bölgelerden oluşan bir Avrupa’nın en dış halkasında yer almak -her ne kadar biz kabul etmek istemesek de- bal gibi özel statü. 12.07.2003
