Bugün Avrupa Birliği Uyum Yasaları’nın altıncı paketi TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek. Ve büyük bir ihtimalle hiçbir sorunla karşılaşılmadan Meclis’ten geçecek. Çünkü hem iktidar, hem muhalefet bu konuda anlaşmış durumda. Hükümetin Meclis’e gönderdiği tasarıya CHP de tam destek veriyor. Bu açıdan altıncı uyum paketinin önünde hiçbir engel yok. Avrupa Birliği idealine giden yolda önemli bir dönemeci daha dönüyoruz. AB’ye bir adım daha yaklaşıyoruz. Bu durum sadece Meclis’teki uyumu değil, ulusal bir fikir birliğini ortaya çıkarması açısından da önemli. Türkiye, tarihinin ve coğrafyasının kendisini getirdiği noktayı çok iyi kavrıyor ve yakıcı bir istekle Avrupa Birliği’nin saygın üyelerinden birisi olmak istiyor. Bu konuda yıllardan beri hayal kırıklıkları yaşıyoruz. Kıbrıs’ın, Polonya’nın üye olduğu, Bulgaristan’ın, Romanya’nın sırada bulunduğu bir birliğe neden alınmadığımızı soruyoruz kendi kendimize. Onurumuz kırılıyor; öfkeleniyoruz; kendimizi aşağılanmış hissediyoruz. Ama unutmayalım ki yüksek dağların kışı zorlu olur. Bu ülkelerle kıyasladığımızda Türkiye’nin toprağı büyük, nüfusu büyük, ekonomisi büyük, dolayısıyla sorunları da büyük. Bu zorlu yolda hayal kırıklığına kapılmayalım, birbirimize destek olalım ve el birliğiyle AB idealine doğru yürüyelim. Çünkü bütün sorunlarımızın çözümü burada. AB üyesi bir Türkiye bugün yaşadığı sıkıntıların hiçbirini yaşamayacak. AB üyeliği, güvenliğimiz bakımından da çok önemli. Bu birliğin içinde olmak, hem içte hem dışta kendimizi daha da güvenceye almamız anlamına geliyor. Burada akla takılan tek konu, uyum yasalarının niye bu kadar bölük pörçük getirildiği. Altı, yedi, sekiz diye paket paket ayırmaya ve geciktirmeye ne gerek var? Madem ki iktidar ve muhalefet işin özünde ve prensipte anlaşıyor; o zaman hepsini birden Meclis’e getirip bir çırpıda çıkarmak daha doğru olmaz mı? Niye boşu boşuna zaman kaybedelim ki? Neyse, bu noktaya gelmiş olmamız bile bir aşama olarak kabul edilmeli. Avrupa Birliği uyum yasalarının altıncı paketi şimdiden hayırlı uğurlu olsun.