ÇOK sevdiğim bazı arkadaşlar soruyor: "Yeni hükümetin oluşması herkesi memnun etti. Yurtta bir ferahlık havası esiyor. Neden bazı sorunları gündeme getiriyorsun?"
Ben de diyorum ki:
"Söylediğiniz ferahlama-ya ben de katılıyorum. Refahyol iktidarının sona ermesi benim de göğsümün üzerindeki değirmen taşının kalkmasını sağladı. Nefes alıyoruz. Ayrıca kabinede çok değerli arkadaşlarımız var. Hükümet kurulduğunda canı gönülden kutladık. Sevincimizi belirttik. Yine de bazı noktalara dikkat çekmek ve uyarmak istiyoruz. Çünkü tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur. İş işten geçtikten sonra yapılan eleştirinin anlamı kalmaz."
***
TANSU Çiller'in iktidara geldiği ilk günleri hatırlıyorum.
Yurtta yine böyle müthiş bir ferahlık vardı.
Sarışın, modern bir kadının DYP genel başkanı oluşu ve başbakanlık koltuğuna oturuşu herkesi sevindiriyordu. Gazeteler Tansu Çiller övgüleriyle doluydu.
Biz o zaman da bazı çekinceler koymuş ve kuşkularımızı dile getirmiştik.
Tansu Çiller güven vermiyordu.
Kongredeki bayrak - ezan edebiyatını samimiyetsiz bulmuştuk.
Daha önceki çalışma arkadaşlarından edindiğimiz bilgiler, Çiller'in sınırsız ihtirası uğruna her şeyi göze alabilecek yapıda olduğunu kanıtlıyordu.
Ama en önemlisi servet konusuydu.
Bir üniversite hocasının yüz milyon doların üstünde servet yapması imkansızdı.
Dünya ölçüsünde büyük bir değer ifade eden bu paranın nasıl kazanıldığının açıklanması gerekliydi.
Eğer Tansu Çiller bu büyük servetin kaynaklarını açıklamadan başbakan olursa, Türkiye ilerde bu konuda sıkıntıya girerdi.
***
İŞTE o günlerde yazdıklarımız bunlardı.
Yazılarımız yayınlandıkça, çevremizden ve okurlardan yükselen genel bir hoşnutsuzluk dalgasıyla karşılaşıyorduk.
Ama yapacak bir şey yoktu.
Doğru bildiğimizi yazmak zorundaydık.
***
BUGÜN de hükümetin kurulmasına seviniyor, Refahyol tehdidinin uzaklaşmasından hoşnutluk duyuyor ama bazı uyarılarda bulunmadan edemiyoruz.
Çünkü biliyoruz ki yeni hükümet bu konulara dikkat etmez ise, birkaç ay sonra yine siyasi krizlerin içinde bocalayacağız.
Bu noktalar üç ana başlıkta toplanabilir:
**1. Sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitim**
**2. Susurluk dosyası**
**3. Yolsuzluk dosyaları**
Bu üç konuda üstüne düşeni yerine getirmeyen bir hükümet Türkiye'yi taşıyamaz.
Genel hoşnutluk, bir ay içinde genel hoşnutsuzluğa dönüşür.
Hükümetin arkasındaki halk desteği yeter gider.
Bu üç konuda da hükümetin yeteri derecede siyasi kararlılık gösterdiği söylenemez.
İşte bu bizi kuşkulandırıyor.
Yanlış anlamış olmayı diliyor ve hükümeti bu konuda daha duyarlı olmaya çağırıyoruz.
İşte hepsi bu!
