ACABA ağaçlara dikkat etmekten ormanı göremiyor muyuz? Çok mu yakınız olaylara?
Dakika dakika izlediğimiz Ankara gelişmeleri bizi yanıltıyor mu?
Cumhurbaşkanı Demirel'in haklılığı, haksızlığı yönünde kalem oynatırken Türkiye'nin tarihsel gerçeklerini unutuyor muyuz?
BUNU anlamak için dış basına bakmak yeterli. Onlar Ankara'daki milletvekillerinin isimlerini, eğilimlerini, arkadaşlıklarını bilmiyorlar ama Türkiye'nin genel rotası hakkında hepimizden daha sağlıklı bir görüşe sahipler.
Ve onlar için mesele basit mi basit! "Bir İslam ülkesi olan ancak Atatürk reformlarıyla laik bir yönetimi seçmiş bulunan Türkiye'nin rejimi 12 aydır iktidarda olan Refahyol koalisyonunca değiştirilmek ve devlet yönetimi İslami esaslara bağlanmak isteniyordu. Bu durum, başta ordu olmak üzere devlet kurumlarını son derece rahatsız etti. Ve şimdi Refahyol hükümetinin işbaşından uzaklaşması Türkiye'yi darbe ya da şeriat tehlikesinden kurtardı."
Bu yalın anlayış içinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in davranışının teamüllere uyup uymaması gibi konular hiç ilgilerini çekmiyor.
Çünkü sorunun ana hatlarında doğru bir bakış oluşturmuşlar ve bu onlara yetmekte.
***
BİR başka doğru da Mesut Yılmaz'ın bir çözüm hükümeti kuramaması halinde Türkiye'nin yeni bir kaosa sürükleneceği.
Görevim yeni baştan Tansu Çiller'e verilmesi, rejimde inanılmaz bir yıkım yapar.
Çünkü Meclis taşısa bile artık Türkiye dengeleri Tansu Çiller ve Necmettin Erbakan'ı taşıyamaz hale geldi.
Mutlaka bir yerinden patlar.
***
TANSU Çiller, bir gün politik yaşamının sonuna geldiğinde nelerle hatırlanacak dersiniz?
Baskılar, iktidarda kalmak için binbir türlü ayak oyunu, otobüsün üstüne çıkıp haykırmalar, siyasi ilkesizlik, Amerika'daki mallar, sınırsız bir servet hırsı ve ne pahasına olursa olsun insanları yönetme ihtirası...
Biraz daha iktidarda kalabilmek için bütün bunlara değer miydi?
Dürüst ve ilkeli bir politikacı olarak Türkiye'nin sorunlarını çözmeye adanmış onurlu bir yaşam ve geride bırakılacak lekesiz, temiz bir isim, bunlarla karşılaştırılmayacak kadar değerli hazineler değil miydi?
Ne yazık ki böyle düşünmedi ve "Ben bir yana, Türkiye bir yana" anlayışıyla ülkeyi yangın yerine çevirdi.
"Refah'ın gelmesi felakettir ve bunu ben önlerim" diyerek emanet aldığı oyları, Refah'ı iktidar yapmak için kullandı ve şimdi Erbakan ve Yazıcıoğlu ile aynı safta sert bir iktidar mücadelesi veriyor.
Dileriz bu macera burada biter de Tansu Çiller, kişisel ihtirası uğruna ülkeyi daha büyük badirelere sürüklemez.
