SİYASETTE sular kabarıyor.
Ve durulması için tek koşul, erken seçim!
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in Türkiye'nin bir an önce seçime götürülmesindeki ısrarı boşuna değil.
Deneyim sahibi bütün siyasetçiler, durumun normal olmadığının ve geminin kayaya çarpmak üzere olduğunun altını çizmekte.
Rejimin tehlikeye girmesi gibi bir tehlike karşısında acil önlemler alınması gerekiyor.
Ne yazık ki bazı liderler bunu hala anlamadı.
Evde yangın çıkmış, alev bacayı sarmış durumdayken hala misafircilik oynamaya çalışıyorlar.
Oysa artık dönülmez noktalara sürüklenildi.
Acil bir seçimden başka hiçbir şey korkulu gidişi durduramayacak.
***
NE var ki Deniz Baykal dışındaki liderler seçim istemiyor.
En istekli görünen Tansu Çiller, bir erken seçimin kendisini bitirebileceğinin bilincinde.
Bunça yıpranmışlıkla seçime gitmek istemez.
Seçim sözünü, oyalamak ve başbakanlığı ele geçirmek üzere kullandı.
Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit de seçime karşılar.
Seçimin partileri için hayırlı sonuç vermeyeceği kanısındalar.
Necmettin Erbakan'ın bile yürekten bir erken seçim istediğinden emin değilim.
Çünkü ne olacağı bilinmez. Bakarsınız birinci parti olma konumu elden kaçırıverir.
Ayrıca kapatılma tehdidi altındaki bir partinin seçime gitmesi kolay değil.
***
GERİYE kala kala Deniz Baykal ve CHP kalıyor.
Bu lider ve bu parti erken seçimde ısrarlı.
Bazı çevrelere çelişik gibi görünen davranışlarının temelinde bu düşünce var.
Çünkü, Türkiye'nin erken seçimden başka kurtuluş yolu olmadığının bilincindeler.
Aslında Baykal'ın stratejisi üç saptamaya dayanmakta.
1. Türkiye en kısa zamanda adil bir seçime gitmeli
2. Derhal Refahyol'dan kurtulmalı
3. Kurulacak olan hükümet bir çözüm hükümeti olamayacağı için seçim tarihini ilan etmeli
Bu saptamalar sonucunda Mesut Yılmaz hükümetine güvenoyu vereceklerini de açıkladılar.
Yani yeni kurulacak hükümeti bir çözüm ya da kurtuluş hükümeti gibi görmedikleri halde Refahyol'un yıkılmasını engellememek için güvenoyu veriyorlar.
Gayet net ve doğru bir tavır!
***
BU tavrın karşısına dikilip de "İlla hükümete gir. Bu hükümete güven!" demenin hiçbir anlamı yok.
Çünkü Baykal öne sürdüğü iki koşulu, yani Susurluk dokunulmazlıkları ve eğitimin 8 yıla çıkarılması konularını bu hükümetin çözemeyeceğini bilmekte.
O halde, inanmadığı, güvenmediği ve partisinin tutumuyla çelişen bir hükümette niçin yer alsın?
Eğer "acil durum" uyarısı yapılıp da Türkiye'yi bir an önce Refahyol'dan kurtarma görevi öne çıkarılıyorsa, bu konuda da üstlerine düşeni yapıp Mesut Yılmaz hükümetine güvenoyu vereceklerini açıklıyorlar.
Daha ne istenir?
