Bir zamanlar Antalya'da aklı evvel bir Kültür Müdürü vardı. Aspendos'ta yapacağım konseri engellemek için çırpınıp durmuştu. Valinin yasaklamalarını da aştığımız zaman şu ilginç teoriyi ortaya attı:

Müzikteki ses titreşimleri, tarihi yapıya zarar verirmiş.

Aspendos'ta yağlı güreş turnuvalarına ve arabesk konserlere izin veren yöneticiler, bizim konseri engellemeye çalışmışlardı.

**

Hayatımız boyunca yasaklardan çok çektik.

Bu yüzden herhangi bir yasak gördüm mü tepkim çok büyük oluyor.

Ama bu durum sadece bize özgü değil. Dünyanın her ülkesinde sıra sıra anlamsız yasaklar var.

Nigel Blundell'in "Yanlışlar” kitabından öğrendiğimize göre New York eyaletinin Greene Kasabasında konser verilirken geri geri yürümek yasakmış.

Lexington'da, cepte dondurma külahı taşımak yasalara aykırı.

Oregon'un Coruallis'inde, bir genç kızın saat altıdan sonra bir fincan kahve içmesi de yasaklanmış.

Lynn'deki bir yasaya göre, lokantalar bebeklere kahve veremezler.

Indiana'nın Muncie kasabasında mezarlıkta olta taşımak yasak.

New Jersey'de lokantada ağzını şapırdatarak çorba içmek bir suç.

Memphis kentindeki bir yasaya göre, önünde kırmızı bayrak taşıyan bir erkek yürümedikçe bir kadının araba sürmesine izin verilmiyor.

Milwaukee halkı, yasaya göre sokakta fil gezdirirken, boyunlarına ip bağlamak zorundalar.

Oklahoma'da, gölde balina avlamak (!) resmen yasaklanmış. Bir balığı sarhoş etmek de yasalara aykırı.

Daha komik yasalar da var!

Illionois'da Kirkland kasabasında arıların kasaba üzerinden geçmeleri yasaklanmış.

Ancak, yazara göre yasa çılgınlığı ödülü Thurston ilçesine verilmeli.

İlçe yöneticileri Pazar günleri çalışan polis ve itfaiyecilere fazla mesai ücreti vermek istemiyorlarmış.

Bu yüzden hukuk uzmanlarını devreye sokmuşlar ve sonunda şu çözümü bulmuşlar:

Ücret eşitliği amacının sağlanması için, bundan böyle haftanın Pazar günleri kaldırılmıştır.

Şimdi hepimize gülünç geliyor ama kimbilir bu yasaları koyanlar nasıl da canla başla çalıştılar, saatlerce tartıştılar, kavga ettiler ve sonunda sözüm ona toplumu bir sürü tehlikeden korudular.

Şu anda Memphis'te binlerce kadın otomobil kullanıyor ve hiçbirinin önünde de eli kırmızı bayraklı bir adam yok. Zaten saatte 200 km. giden bir otomobilin önünde nasıl yürüyebilirdi ki zavallı?

At gözlükleri takıp da yasaları harfi harfine uygulamaya kalkmak mümkün değil.

Biz de Türkiye'de yasakların hayatımızı karartmasına izin vermemeliyiz. Yasa kutsal bir amaç değil, bir araçtır.

Toplumda insanların yaşamını kolaylaştırmak için gerekli olan bir araç. Zamanla değişir, günün koşullarına uydurulur.

Yasa sağduyunun önüne geçmemelidir.