Hayata Dair” albümünün içine konulacak VCD hazırlanırken dünyadaki konser görüntüleri ve arşiv bir kez daha elimden geçti ve ben her görüntüyle birlikte o günleri bir kez daha yaşadım. Zubin Mehta ile Paris konseri, Londra Senfoni Orkestrasının Abbey Road stüdyosu kayıtları… Derken sıra New York’taki Town Hail konserine geldi. Ne yazık ki bu konser profesyonel olarak kayda alınmamıştı; yoksa Al di Meola’nın, İlhan Erşahin’in sololorı daha keyifle dinlenebilirdi. Ama bu konsere tarihsel bir anlam kazandıran unsurların başında Ahmet Ertegün’ün açış konuşması geliyordu. Dünya müziğinin büyük ismi Ertegün, bu konserin açılışında konuşarak, konseri takdim ederek büyük bir dayanışma sergilemişti .Türkiye için Ahmet Ertegün elbette büyük bir isimdir. Ama dünya müziğindeki yaratıcı katkısını bilenler için onun önemi daha da büyüktür. Bir Türk ismini Amerikalılara öğretmenin ne kadar zor olduğunu tahmin edersiniz. Düşünün ki Ahmet Ertegün adı Amerikan gazetelerinde çapraz bulmacalarda soruluyor. New York’ta birlikte dolaştığımız bir akşam, müzik, sanat ve medya dünyasından önemli insanların Ahmet Bey’e ulaşabilmek ve onunla konuşabilmek için nasıl çırpındıklarını gördüm. Bizi götürdüğü Elaine lokantasında, Amerika’da çok ünlü bir medya grubunun patronu, Ahmet Ertegün’ün ilgisini çekip konuşabilmek için yapmadığını bırakmamış ama bunu başaramamıştı. Ahmet Ertegün’ün dünya müziğine katkıları, bir parça Ray filminde gündeme geldi. Kendisi bu filmdeki her şeyin gerçeklere uygun olmadığını açıkladı ama Ahmet Bey’in, ağabeyi Nesuhi Ertegün’le birlikte giriştikleri müzikal çabalar, dünya müziğindeki birçok starın bu noktaya gelmesinde büyük rol oynadı. Çünkü plak yapımcılığı, sadece ticari bir iş değil, özellikle Amerika’daki biçimiyle yaratıcı bir müzik çalışmasıdır. Bu yüzden ben Ahmet Ertegün’ü başarılı bir iş adamından çok, yaratıcı bir sanat ve kültür adamı olarak görürüm. New York’taki evinde sehpada duran orijinal Brankuşi kafası ve duvarlardaki resimler de bu kültürün tanığıdır. 20. yüzyılın bu büyük ismi Amerika’da başarıya ulaşmış olmasına rağmen Türkiye’yi hiç unutmadı, her yıl Bodrum’daki evinde dünya ünlülerini ağırlamayı ihmal etmedi. Yıllar içinde Türkiye, herkese yaptığı gibi ona da gariplikler yaptı hatta kinci davranışlarda bulundu. Ama Ahmet Bey bunlardan yılarak ülkesini bırakmadı. Bence Ahmet Ertegün Türkiye’nin en yüksek liyakat madalyasını hak ediyor. Birçok konuda anlaşılamayan hatta hor görülen bir ülkenin yüzünü en üst düzeyde ağartan evlatlarından biri olduğu için.