POLİTİKA dünyası en karışık günlerinden birini yaşıyor ama ben bu Pazar politikadan sözetmemeye kararlıyım.
Çünkü siyasal gerilimler zamanla aşılır ama Türkiye'nin kültür sorunları yerinde kalır.
Bizim en büyük açmazlarımızdan birisi, gündelik siyasete kilitlenmemiz.
Hem sadece siyasete özgü bir durum değil bu.
Perakende siyaset, perakende ticaret, perakende başarı virüsü bizleri bugün birşey yapıp, yarın sonucunu alma histerisine sokar.
Oysa gerekli olan; meyvasını göremeyeceğiniz ağacı dikmektir.
Hem de o ağacın gelecek kuşaklara vereceği meyvaları düşünüp mutluluk duyarak!
Nazım bu duyguyu "sekseninde zeytin ağacı dikmek" diye tanımlamıştı.
(Bildiğiniz gibi zeytin en geç büyüyen ağaçlardan biridir.)
***
BAYRAM tatilinde Antalya'da gezdiğim bir araştırma enstitüsü, yüreğime ışıltılı mutluluk rayları döşedi.
Antalya'nın Kaleiçi denilen büyülü, arkaik mekanında bir Akdeniz kilisesi...
Ortodoks tapınaklarının süslerinden, yaldızlarından arınmış, beyaz kireç badana üzerine göktaşı mavileriyle nahif çizgiler çekilmiş ve benzerine ancak Yunan adalarının sarp kayalıklarındaki biblo kiliselerde rastlanan bir üslup.
Bahçesinde narın bir portakal ağacı.
Yanında iki katlı, geniş sofalı tipik bir Türk evi.
Mimar Sinan Genim'in usta elleriyle tekrar canlanmış olan kilise ve ev, "Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü" olarak düzenlenmiş.
Suna ve İnan Kıraç, özel mülkiyet olan bu harap kiliseyi ve evi alıp onartmışlar ve gelecek kuşaklara ışık tutacak bir enstitü çalışması başlatmışlar.
Enstitüde bir Antalya Kitaplığı var. Çeşitli dillerde yazılmış ve Akdeniz yöremizi anlatan nadide kitaplar büyük bir titizlikle seçilmiş, dünyanın değişik köşelerinden toplanıp satın alınmış ve bu kitaplığa yerleştirilerek araştırmacıların hizmetine sunulmuş.
Enstitüde ayrıca, bilgi işlem odası, kafeterya, hediyelik eşya ve kitap satış ünitelerine yer verilmiş.
Bu nefis mekanda, dünyanın en zengin Çanakkale seramikleri koleksiyonunu da görmek mümkün.
Enstitüye sinmiş olan aydınlık, umutlu ve heyecanlı hava, geleceğe dönük planlardan, bu mekanı zamanla uluslararası sempozyumların, bilimsel çalışmaların, süreli yayınların kalbi yapma tutkusundan kaynaklanıyor.
İşte bu, meyvasını göremeyeceği bir ağaç yetiştirme sevinci değilse nedir?
***
İSPANYOL ve İtalyan kentlerini gezerken enstitüye dönüştürülmüş şatolara, şapellere rastlarsınız.
Ve o binaların geçmişle geleceği öpüştüren estetiği, ziyaretçilerde doyulmaz hazlar yaratır.
Yolum bir kez daha oralara düştüğünde bu uygarlık ve kültür yuvalarını daha az kıskanacağım: Çünkü artık Antalya'nın daracık bir sokağında bizim de içimizi Akdeniz güneşiyle ısıtan bir enstitümüz var.
