"HERKES gider Mersin'e, biz gideriz tersine" diye bir söz vardır ya, işte o sözü doğrulamak istercesine, Dünya Kupası bittikten sonra Paris yollarına düştük.

Final maçını izlemeye giden birçok dost dönüp geldi, biz ise yeni gidiyoruz.

Ama gidişimizin ne kupayla ilgisi var ne de 14 Temmuz şenlikleriyle.

UNESCO Genel Merkezi'ndeki önemli bir toplantıya katılıyoruz.

Uzun zamandır hazırlıkları yapılan toplantı, bir Akdeniz Kültür Konseyi oluşturulması projesiyle ilgili.

Birleşmiş Milletler'in öncülüğünde kurulacak olan Akdeniz Kültür Konseyi, Akdeniz ülkelerindeki entellektüel birikimin hem kişisel, hem de kurum olarak temsiline imkan tanıyor. İtalya'dan Umberto Eco, Yunanistan'dan Costa Gavras ve Kakoyannis gibi sanatçılar bu konseyin kurucu üyeleri.

Aslında konseyin ilk toplantısı 17 - 20 Eylül günleri arasında Sicilya'nın Agrigento kentinde yapılacak. Bu toplantıya, Türkiye'den değerli aydınlarımız da katılacak.

Bu ilk hazırlık toplantısı sadece 15 kişi arasında.

***

AKDENİZ Kültür Konseyi'ne Akdeniz ülkeleri kurum olarak da katılıyorlar.

Ünlü gazeteler, özerk yönetimler ve büyük şirketler listeye alındı.

Türkiye'den de Doğan Medya Grubu bu önemli konseyde kurucu üye olarak yer alıyor.

Umarım yakında, bir konsey toplantısını Türkiye'de yapma olanağını buluruz.

***

PARİS dün 14 Temmuz bayramını kutladı. 14 Temmuz 1789 Bastille hapishanesinin halk tarafından işgal edildiği ve Fransız İhtilali'nin başladığı gün.

Kral o gün Versailles Sarayı yakınlarında av partisindeymiş ve not defterine "Hiçbir şey!" diye yazmış.

O önemli günü hissedememiş.

İktidar koltuğu ne garip değil mi?

***

NOT: Şiar Yalçın, Yeni Yüzyıl'daki yazısında "sahne almak" deyimini sevmediğini belirtiyor ve Rumelihisar'ında sahneye çıkacak sanatçıların, bu kullanıma yüz vermemesini istiyor.

Hisar'da sahneye çıkacak bir kişi olarak ben bu çağrıya uyuyor ve dostlarımı, zaten hiç sevmediğim ve kullanmadığım "sahne alma" ifadesini kullanmamaya çağırıyorum.

Sadece sahne almak değil, duş almak, taksi almak vb. gibi türedi kullanımların hepsi sevimsiz.

Şiar Yalçın yazısının başında "maksadımız bağcı dövmek değil üzüm yemek olduğu için" diyor.

İşte bu çok güzel.