Dünyamızın atmosferi cam seralar gibi… Atmosferin ısıyı tutma özelliği sayesinde okyanusların ve nehirlerin sıcaklığı dengede kalıyor.Ne yazık ki insanoğlu doğadaki tüm dengeleri bozarak ilerliyor ya da ilerlediğini sanıyor. Son yıllarda atmosferdeki karbondioksit miktarı hava kirlenmesine bağlı olarak artıyor. Çeşitli insan aktiviteleri ile atmosfere katılan metan, ozon ve kloroflorokarbon gibi sera gazları da cabası.Bütün bu gazların ısıyı tutma özelliği var. Miktarları arttıkça atmosferin ısısı da yükseliyor.Bilim insanları küresel ısınmanın buzulların erimesi ve okyanusların yükselmesi gibi ciddi sonuçlar doğuracak iklim değişmelerine yol açmasından endişe ediyor.Bulgulara göre dünyamız yirmi beş yıldır ısınıyor. 2002, 2003 ve 2004 kayda geçmiş en sıcak yıllar arasındaydı. 2005’te de ısınma trendinde değişiklik yok.NASA’nın Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü iklimbilimcileri, dünyadaki 7 bin 200 noktadan topladıkları verilerle 2005’in en sıcak yıl olan 1998’i bile geçtiğini hesaplamışlar.ABD’deki Colorado Üniversitesi ve NASA ise geçen ay yaptığı açıklamada Kuzey Buz Denizi’ndeki buzul tabakasının bu yaz 500 bin kilometre kareye düştüğünü belirtiyordu. Bu rakam, buzulun 1979-2000 yıllarında kapladığı alandan 1.2 milyon kilometrekare daha az.Yine dün gazetede okuduğum bir habere göre dünyanın en büyük nehri Amazon hızla kuruyormuş. Son 60 yılın en büyük kuraklığının görüldüğü Amazon deltasında yaşamını nehre dayandıran 32 bin aile de Brezilya hükümetinin yardımını bekliyormuş. İşte dünyamızın hal-i pür melali böyle… Yapılan araştırmalar gezegenimizin sıcaklığının 2030 yılına kadar aynı oranda artmaya devam edeceğini gösteriyor. Bu oranın 2100 yılına doğru iki ya da dört katına çıkması bekleniyor. Verilere göre kuzey yarımküre daha fazla ısınıyor. Acaba neden? Bilim adamları küresel ısınmaya en fazla katkısı olan insan etkinliklerinin endüstrileşme ve enerji tüketimi olduğunu söylüyorlar.Yani ileri ve endüstrileşmiş kuzey yarımküre ekolojik dengeye daha çok zarar veriyor. Sürekli yeni ihtiyaçlar yaratılıyor, hayatımızı kolaylaştırsın diye evimize aldığımız her aletin daha bir yıl dolmadan bir üst modeli çıkıyor. Gardırobumuzu her yıl yeni moda trendlerine göre yeniden düzenlememiz gerekiyor…Yani aslında hiç de ihtiyacımız olmayan nesneleri üretmek ve tüketmek için dünyanın kıt enerjilerini harcıyoruz. Kendi kuyumuzu kazdığımızın farkında değil miyiz?Frankfurt Okulu’na mensup düşünür Horkheimer’ın deyişiyle insanlık tam bir “akıl tutulması” yaşıyor.