SON yıllarda yoğunlaşan din ve
devlet tartışmaları, yanlış bir
izlenim yaratarak, sanki laik-
lik, Batılılaşma, kadın hakları gibi re-
formlar Cumhuriyet’in kuruluşundan
sonra başlamış gibi bir önyargıya dö-
nüşüyor.

Bazı çevreler bu yüzden Atatürk’ü
eleştiriyor ve toplumun kendi tarihîy-
le bağlarının koparıldığını savunarak,
Osmanlı’ya geri dönüş isteğini öne
çıkarıyorlar.

Acaba gerçek böyle mi?
Elbette ki değil!

ŞERİAT
MAHKEMELERİNİN SONU

Şu sözleri hep birlikte okuyalım:
“Şeyhülislamlığın idaresi altındaki
dinî kurumlara, kendi otoritelerini
diledikleri gibi kullanma hakkını ver-
mek ve onları bir takım gereksiz yük
ve çabalardan kurtarmak istiyoruz.
1871’de adli reform yapıldığı za-
man, bir takım görevler dinî bir nite-
lik taşıyan şer’i mahkemelerine veril-
mişti. Bu mahkemeler şimdi devletin
genel adliye sistemine bağlanacak-
tır.”

Görüldüğü gibi karar, şeriata göre
hüküm veren mahkemeleri sistem i-
çine çekip, adli reforma ve devletin
genel kurallarına uymalarını sağlıyor.

Yani devletin yasaları, şeriat mah-
kemelerinden daha önemli kılınıyor.
Bu metin bir yasa önerisidir.
Tarihi 1916.

İttihat ve Terakki Partisi kongre-
since hazırlanan bu yasa önerisi İs-
tanbul’daki dinî çevrelerde kıyamet-
ler kopmasına neden oluyor. Hatta
Şeyhülislam Hayri Efendi tasarıyı
protesto ettiğini göstermek için istifa
ediyor.
Buna rağmen tasarı, 24 Şubat
1917’de meclise gönderilerek, ço-
ğunluk oylarıyla kabul ediliyor.

KADIN HAKLARI

Adliye ile ilgili yasa, aynı zamanda
evlilik kurumuna da yeni düzenle-
meler getiriyor.
Osmanlı yurttaşları için dinî nikah
kaldırılıyor, yerine medeni nikah ge-
çerli kılınıyor.
Birden çok karı almak hemen ya-
saklanamıyor ama bu sistemde de i-
yileştirmeler yapılıyor.
İkinci bir kadınla evlenmek isteyen
erkeğin, birinci karısının yazılı onayı-
nı alması zorunluluğu getiriliyor.
★★★

DİKKAT edin; yıl 1917.
Osmanlı dünyasında kadınlar sos-
yal yaşamda ve çalışma ortamında
yerlerini alıyorlar. Şubat 1918’de bü-
tünüyle kadınlardan oluşan bir leva-
zım taburu kuruluyor.
Pantalonlu bir üniforma giyen ka-
dınlar İstanbul sokaklarını temizliyor-
lar.

Kadınlarımız, erkeklerle birlikte as-
keri fabrikalarda çalışmaya başlıyor.
Enver Paşa’nın emriyle “Kadınlara
İş Bulma Cemiyeti” kuruluyor.
Aynı yıllarda bugün kullandığımız
alafranga saat kabul ediliyor ve 1
Mart yerine 1 Ocak yılbaşı oluyor.
★★★

20. yüzyıl başlarında bu reformları
gerçekleştiren ve çağdaş yaşama geç-
mek için mücadele veren halkımızı,
1997 yılında, Afganistan’daki Taliban
rejimine benzetme çabaları, insafla
ve akılla bağdaşmıyor.