Eski bir bina, eğer değerliyse restore edilir.

Kapıları, pencereleri değiştirilir, boyanır, elektrik ve su tesisatları elden geçer ve eskiyen parçaları değiştirilir. Bütün bu işlemleri yapmak için, yapının temelinin sağlam olması gerekir.

Hepimizin bildiği bu "restorasyon" işlemi, demokrasiler için de geçerlidir.

Demokrasiler de zaman zaman "restorasyona"a ihtiyaç duyarlar. Hele askeri darbelerle örselenmiş olan rejimler, uzun süren restorasyon dönemlerinde, demokrasilerini tamir eder ve olağan akışına döndürürler.

Bu sürecin ilk işareti, yurttaşlarda incinmiş olan adalet duygusunun onarılmasıdır.

Bütün askeri rejimler adaletsizdir. Çünkü "emir demiri keser" mantığına göre hareket eder ve hoşlanmadıkları siyasileri saf dışı etmenin en kestirme yollarını ararlar.

Bu yüzden yurttaşlar, içinde yaşadıkları sistemde herhangi bir adil uygulamaya yer olmadığı kanısına kapılırlar.

Askeri rejimlerden sonra gelen "restorasyon" dönemlerinde, geçmişle hesaplaşılır. Geçmişin suçları ört bas edilmez, tam tersine açığa çıkarılır ve sorumlular cezalarını bulur. Daha sonra gündelik yaşam yeniden başlar.

XXX

Ne var ki dünyanın bir çok ülkesi için geçerli olan bu kurallar bizde işlemez.

Bizdeki demokratikleşme süreçlerinin amacı, adalet duygusunu tekrar geçerli kılmak değil, devletin yıpranan onurunu korumaktır.

Devlete kayıtsız şartsız sahip çıkan bu zihniyet için "devlet suç işleyemez.

Oysa hepimiz biliyoruz ki devletler bal gibi suç işler.

Hele askeri dönemlerde işlenen suçlar, insanoğlunun düş gücünü zorlayacak boyutlara varır.

Eğer bu suçlar, işleyenlerin yanına kar kalırsa ve hesap sorulmazsa, ülkede hiç bir inanç ve moral değer tutunamaz. Herkes "benden sonrası tufan" düşüncesi içinde, küçük birer üç kağıtçı olma ve irili ufaklı suçlar işleme yarışına girer.

Çünkü Dostoyevski'nin dediği gibi, "Eğer adil bir tanrı yoksa, günah da yoktur!"

XXX

Bugünlerde Süleyman Demirel'in, adım adım Çankaya'ya çıkışını izliyoruz.

Başka bir ülkede askerler tarafından indirilmiş bir liderin Cumhurbaşkanı oluşu, demokrasinin restorasyonu anlamına gelirdi.

Türkiye'de ise Süleyman Demirel, kendisini indirmiş olan general Evren'le can ciğer kuzu sarması.

Evren de Demirel'in Cumhurbaşkanlığını destekliyor.

Madem bu, kendi aranızda bir oyundu, niye bu ülkeye bunca acı çektirdiniz?

Demirel'le Evren'in düşünceleri o zaman ayrıydı da şimdi mi birleşti?

XXX

İşte bu duruma demokrasi değil olsa olsa "Al gülüm, ver gülüm" oyunu derler.

Ne de olsa güller diyarından bir Cumhurbaşkanı seçiyoruz ya...