Bazan gökyüzünde süt gibi akıveren jet izlerinin kavuştuğu noktalar görünür ya, işte sanatla bilim de böyle yüksekliklerde birbirine rastlar, hatta bir olup akmaya başlar.

Dolayısıyla "Matematik sessiz bir müziktir." diyen Helen filozofları haksız değildir.

Sanatla bilimin kesiştiği bu noktaları sezen Einstein gibi insanlar, modern ermişler gibi zamanı ve mekanı derinden kavrar, bir bilgelik sınırına erişirler.

Albert Einstein, "İçinde estetiğin büyülü uyumunu barındırmayan hiç bir formül doğru değildir." dememiş miydi?

Türkiye'de bu üst-uyumu sezen ve bilenler arasında değerli dostum Profesör Orhan Güvenen vardır.

Hayatın en küçük ayrıntısını bile sonsuzluk boyutunda düşünmeyi ve bilim-sanat ekseninde kavramayı alışkanlık haline getiren bir düşünce disiplininin üyesidir Orhan Güvenen.

Bu sevgili dostla fırsat düştükçe buluşur, saatlerce sohbet ederiz. Kimi zaman da vakit darlığından dolayı telefon sohbetlerine dönüşür bu konuşmalar.

Geçenlerde bir telefon sohbetinde çok ilginç bir şey söyledi Güvenen. "Dünyada insanların çok büyük bir kısmı, 'bir şey olma'ya uğraşır." dedi. "Küçük bir bölümü ise 'bir şey yapma'ya."

O günden beri aklımdan çıkmıyor bu söz.

Gerçekten de insanlar için, "bir şey olmak" ne kadar önemli!

Çevrenize bir göz gezdirin. Herkes "bir şey olmaya çalışıyor.

Yaşamdaki amaçları bir noktaya gelebilmek ve "bir şey olmak."

Oysa bir takım insanlar için bunun hiç bir önemi yok: Ne "zengin olmak" önem taşıyor, ne "başbakan olmak", ne de "şampiyon olmak."

Onlar yaptıklarıyla ilgililer.

İyi bir roman yazmak, güzel bir ezgi bestelemek, bir bilimsel formül üretmek, derinlemesine bir inceleme yazmak, ilginç bir anıt dikmek gibi çabalar bütün yaşamlarını kapsıyor ve bu yaratının heyecanından başka her şeye kapanıyorlar.

***

Ne yazık ki çağımızda sanat da ticaret aracı oldu, bilim de.

Anton Çehov, hikayelerini Fransızca'ya çevirmek isteyenlere, "Nasıl olur?" diye karşı çıkmıştı. "Ben Rus insanlarını anlattım. Bunlar da Fransızlar'a yabancı."

Bugün sanat bir ticaret aracı olduğu için, sizin ayaklarınızı yerden kesen sanat heyecanları, karşınızdaki kişiler tarafından anlaşılmıyor.

"Bir film yapacağım." dediğiniz zaman kafanızdaki o güzel düşü gerçekleştirmek için yola çıktığınızı düşünmüyorlar. Sanki, "Bir fabrika kuruyorum." demişsiniz gibi kafalarında hesaplara girişiyorlar.

Oysa sizin derdiniz "bir şey olmak" değil, başarısızlığı da göze alıp "bir şey yapmak."

Bunu da ancak "bir şey yapma"ya çalışanlar anlıyor.