Son günlerde Tansu Çiller’in yurtdışı başarıları üzerinde sıkça duruluyor. Dünya liderleri arasında üçüncü seçildiği Brüksel zirvesinde büyük sükse yaptığı yazılıp çizilmekte. Bu arada halk merak ediyor: Acaba Başbakan, Brüksel zirvesinden ne gibi sonuçlar elde etti? Türkiye neler kazandı?
Evde zaman zaman Euronews adlı haber kanalını izliyorum. Bu kanal geçtiğimiz aylarda bir kampanya başlattı ve seyircilerinin, “Avrupa’nın VIP“lerini, “çok önemli kişileri” ni seçmelerini istedi. Ekranda yirmi-otuz ünlü kişi görülüyordu. Sporculara da yer verilen bu listede Tansu Çillerin görülmesi hoş bir şeydi doğrusu. Seyirciler istedikleri adayları yazıp, televizyonun Lyon merkezine göndereceklerdi. Daha sonra bunlar arasından, doğru tahmini yapan talihli kişiler çeşitli ödüller kazanacaktı. Yarışma sonunda bir de baktık ki Tansu Çiller, Mandela ve Arafat ‘la birlikte üçüncü kişi seçilmiş. Ne var ki ekrandaki Türk isimleri Çillerle sınırlı değildi. Talihli seyircilerin çoğunluğunu da Türkler oluşturuyordu. Belli ki Euronews kanalına bir kart gönderme kampanyasının, bir lobi faaliyetinin ürünüydü bu sonuç. Avrupa’da yaşayan aslan Türkler Lyon‘u mektup yağmuruna tutmuşlardı. Doğrusu sevindirici bir gelişme bu. Demek ki Avrupa’daki Türkler artık çeşitli alanlarda seslerini duyuracak yolları buluyorlar. İşte, dünyayı etkileyen üçüncü lider seçiminin gerçek hikayesi böyle!
Brüksel’deki toplandı ise “ Wal Duchesse Şatosunun Esrarı” tefrikası gibi Clinton ile Çiller arasındaki yakınlıklar açısından yankılandı. Türk basınını okuyanlar, NATO zirvesine katılan bir Başbakan’dan değilde mankenler yarışmasına katılan bir mankenden söz ettiğimizi sanabilirler. Çünkü bütün ilgi, Tansu Çiller’in giysilerine, saçlarına, edasına ve oradaki erkekleri nasıl etkilediğine odaklanmış.
Bir de işin sonuçlarına bakıyorsunuz: Amerika, İngiltere ve Fransa, Kuzey Irak’ta Kürt devleti kurulması konusunda anlaşmışlar. Bu durum Tansu Çiller‘e tebliğ ediliyor. Eğer Türkiye’nin politikası bu yönde ise, bu gelişmeyi destekliyorsa diyecek yok. Ama bize yansıyan bilgilere göre Ankara’nın bu gelişmeden ödü kopuyor. O zaman Brüksel’de ne başarısı kazandı? Türkiye hangi kulvarda isteklerini kabul ettirdi? Birisi bu soruların cevabını verse de biz de öğrensek.
