Yüzyıllar süren aristokrat ve burjuva birikimine sahip olmayan ülkelerde Avrupa yerine Amerika’ya yakınlık hissi baş gösteriyor. Avrupa ile Amerika arasında bir seçim yapması gerekince Amerika’yı seçmekte duraksamıyor bile. Halk kitleleri de popüler Amerikan kültürünün peşine çok rahat takılıyor. Çünkü Avrupa kavramı, bir değerler sistemi içeriyor. Köşe başındaki heykelin Balzac’a ait olduğunu, parlamentonun önünde oturan adamın ise Montaigne olduğunu bilmek, Beethoven müziğini tanımak ya da en azından bunlara saygı göstermek gibi yükümlülükler getiriyor. Popüler Amerikan kültürü ise tarihsel bir bilinç ya da kültürel bir hafıza yaratmaktan çok uzak. insanlara hızla tüketip unutabilecekleri ürünler sunuyor. Kültür endüstrisi, hepsi benzer formüllere göre üretilmiş filmler, romanlar, şarkılar aracılığıyla zenginlik, lüks, ihtişam, güç imgeleri sunarak insanların boş vakitlerini satın almaya çalışıyor. Bütün bu ürünler insanların en ilkel içgüdülerine hitap ediyor. Haz prensibi hiç şaşmıyor ve insanlar daha çok güce, daha çok cinselliğe, daha çok tüketmeye hayır demiyorlar. Popüler kültür ürünlerinde yüceltilen yaşama biçimi ne yazık ki temel insani değerlerden çok uzak. Ve ne yazık ki Amerika’da popüler kültürün etkileri hakkında bütün bu söylediklerimiz artık Türkiye için de geçerli. Türkiye’de kültürel alanda popüler kültürün artan egemenliği tüm değerlerimizi altüst ediyor. Medyadan, özellikle de televizyonlardan bize yansıyan dünyaya bakılırsa geleceğe dair tek kaygısı daha çok eğlenmek ve daha çok tüketmek olan insanlardan oluşan bir yerde yaşıyoruz.
Oysa Amerika’daki manzara, buz dağının sadece görünen kısmı. Amerikan kültürü sadece yukarıda bahsi geçen yüzeysel ve yoz pop kültürden ibaret değil. Bugün Amerika, dünyada bilginin en çok yoğunlaştığı ülke. Harvard, Princeton, Stanford gibi Amerikan üniversiteleri, dünya bilgi ve düşünce merkezleri olarak varlıklarını sürdürüyor. New York kenti, hâlâ dünyanın sayılı kültür ve sanat başkentleri arasında. New York Times, New Yorker gibi yayın organlan dünya saygınlık sıralamasında en başlarda. Amerika tıpta, uzay teknolojisinde, bilişim sektöründe rakipsiz. Bu yüzden, Amerika’nın dünyaya ihraç ettiği kitle kültürünü benimseyerek kestirme yoldan küçük Amerika olmaya çalışmak hayalleri boş. Avrupa’yı da Amerika’yı da diğer bölgelerden üstün kılan şey ne dini, ne parası, ne de insan kalitesi. Sadece daha fazla bilgi ve daha yerleşik bir değerler sistemine sahipler. Anahtar kavram, bilgi. Nitelikten çok niceliğe önem veren Türkiye, başta üniversiteler olmak üzere bütün kurumlarındaki bilgi seviyesini yükseltmeden kestirme kurtuluş yollan bulamaz.
