Amerikan halkı temel değerler açısından ikiye bölündü. Halkın yarısı barışı ve değişimi savunuyor, öteki yarısı ise savaşı, şiddeti, Hıristiyan egemenliğini ve Amerikan hegemonyasını. Bu iki kesimin uzlaşması ve birbirine yaklaşması çok zor. “Medeniyetler Çatışması” teziyle ilgi odağı haline gelen Profesör Samuel Huntington’un son kitabı, Amerika için tehlike çanlarının çaldığını belirtmişti. Bu çanların sesini herkes duyabiliyor şimdi. Bir tarafta kiliseler, Evangelistler, petrol ve silah şirketleri, savaş lordları, öte tarafta aydınlar, bilim adamları, İspanyol asıllılar, Afrika kökenliler ve ezilenler. Bush’un tekrar seçilmesinden sonra, bu çelişki daha da büyüyecek gibi görünüyor.

Amerika konusunda, üzerinde fazla düşünülmeden, üstünkörü dile getirilen bir anlayış vardı: Başkan kim olursa olsun Amerikan politikalarının değişmeyeceği ve Cumhuriyetçilerle Demokratların son tahlilde aynı çizgide buluştukları öne sürülürdü. Noam Chomsky de birkaç ay önce buna benzer bir görüş belirtmiş ve “Bush ya da Kerry önemli değil, önemli olan şirketler Amerikası (corporate America)” demişti. Ama gelişmeler bu görüşleri doğrulamıyor. 1997 yılında Moskova’da Mihail Gorbaçov’un görüşmemizde söylediği sözler de bunun kanırı. O dönemde Clinton ABD başkanıydı… Sovyetler Birliği’nin ve KGB’nin bütün raporlarına sahip olan Mihail Gorbaçov şunları söylüyordu: “Amerika’da en tepeye kadar uzanan ve hegemonyacılığa bel bağlamış olan bazı çevreler, Clinton’a, Amerikan liderliğinin dünyaya hükmetmek anlamına geldiği fikrini empoze etmeye çalışmaktadır. Bu tam bir ütopyadır. Bu tam bir aptallıktır. Bir şeyi unutmamak gerekir: Dünya bir bütündür ama renklerini muhafaza etmeli. Yeni Dünya Düzeni, büyük, saygın ve demokratik bile olsa, bir ülkenin veya bir grubun çıkarları üzerine kurulamaz. Dünyanın yüzde 20’si istediğini yapacak, geri kalan yüzde 80’i yani 5 milyar insan kendisine dayatılanla yetinecek. Böyle bir şey olamaz.” Gorbaçov daha sonra şu önemli saptamayı yapmıştı: “Son dönemde kaynakların hızla azaldığı gözlenmektedir. Enerji kaynakları üzerinde denetim kurmak için şiddetli bir mücadele var. Ancak kaynakların olduğu yerdeki kaynak sahiplerinin çıkarlarının da gözetilmesi önemlidir.” Sanırım Mihail Gorbaçov’un 1997’de söylediği bu sözler her şeyi apaçık gözler önüne sermeye yeterli.