Küreselleşme olgusu, zehirli meyvelerini veriyor. Dört yıl önce ancak mahkeme kararlarıyla başkanlığı güç bela elde eden George W. Bush, bu kez pek de zorlanmadan ipi göğüslüyor. İlk sefer, ne yapacağı belli olmayan bir başkan adayıydı. Şimdi ise haksız ve adaletsiz savaşlar başlatmış, yüz bini aşkın sivilin ölmesine yol açmış, kitle imha silahları konusunda doğruyu söylememiş bir başkan olarak halkın yarısından fazlasının güvenoyunu alıyor. Dünya açısından son derece ciddi bir durum. Demek ki Amerika dünyaya meydan okumaya kararlı. Demek ki Amerika barışı değil, savaşı tercih ediyor. Demek ki Amerika küreselleşme adı altında enerji kaynaklarına el koymaya ve dünyada Amerikan hegemonyası kurma girişimine devam edecek.

Dünya tarihindeki her büyük güç bunu denemişti. Bir zamanlar Roma da bilinen dünyayı kendi amaçları doğrultusunda küreselleştirmiş ve hegemonya kurmuştu. En uzak noktalara lejyonlarını gönderiyor, yeni yerleşimler kuruyor ve dünyanın zaptiyeliğini yapıyordu. Aynen bugün Amerika’nın yaptığı gibi. Roma yıkıldı.

Bush’un bundan sonraki hedefinin İran olduğunu cümle alem biliyor. Bir işgal söz konusu değil ama Amerika büyük bir ihtimalle İran’ın nükleer tesislerini ve stratejik noktalarını bombalayacak. Ve bu işi Türkiye’yi kullanarak yapacağına dair güçlü işaretler var. Bush’un tekrar seçilmesi dünya için hayırlı bir gelişme değil ama herhalde Türkiye açısından bu seçimin sonuçları daha ağır olacak. Irak’ta gün geçtikçe karmaşıklaşan ve içinden çıkılmaz hale gelen kördüğüm devam edecek. İsrail-Filistin sorununda hiçbir olumlu adım atılmayacak. Ve bütün bunlar nefreti, karşı koymayı, terörü destekleyecek. Bazen demokrasi dediğimiz sistem bütün bu yıkımlara neden olabiliyor. Unutmayın ki Adolf Hitler de bir seçim sonucunda iktidara gelmişti.