Washington politikalarını yakından ve içinden bilen uzun boylu, gözlüklü yetkili ile akşam yemeğinde buluşuyor ve Türkiye'yi konuşuyoruz. Açlık grevlerinden, hükümet pazarlıklarına, yeni parti girişimlerine kadar her şeyi biliyor. Ayrıca adının açıklanmasını istemiyor. Bunu neden istemediği ise şimdi okuyacağınız satırlardan anlaşılmakta.
PENTAGON FAKTÖRÜ
Ona Demokratlarla, Cumhuriyetçilerin Türkiye'ye bakışında bir fark olup olmadığını soruyorum. Çünkü daha önce de bu köşede yazdığım gibi, iki parti arasında bir yaklaşım farkı olduğu izlenimi edinmişim. "Hayır!" diyor. "Hiçbir fark yok! Çünkü Türkiye politikasında en etkin kurum ne Beyaz Saray ne de Dışişleri. Türkiye'ye doğrudan doğruya güvenlik açısından bakıldığı için bu konudaki en etkin yer Pentagon'dur. Onun sözü geçer!" Daha sonra sözlerini açıyor: "Türkiye'nin Amerika'da ne etkili bir lobisi var ne de bir seçmen kitlesi. Mesela İsrail ile ilişkiler Birleşik Devletler'deki Yahudi lobisinden ayrı düşünülemez. Büyük bir etkileri vardır. Aynı şekilde Ermeniler de bir seçmen grubu oluşturdukları için etkilidirler." Araya giriyor ve "Bir de Yunanlılar var!" diyorum. Dudağını buruşturuyor ve "O kadar güçlü değil!" diyor. "Sözü edilecek bir Yunan lobisi yok!" Sonra devam ediyor: "Türkiye böyle bir lobi oluşturamaz. Çünkü Amerika'da yeterli nüfusa sahip değil. Bu yüzden Türkiye'ye sadece Irak'ın, Suriye'nin, İran'ın ve Rusya'nın komşusu olarak bakılır. Yani güvenlik açısından... Gerçi Türkiye, İsrail ve Mısır'dan sonra, Amerika'dan yardım alan ülkeler sıralamasında üçüncüdür ama dediğim gibi yardımın temelinde güvenlik yatar. Bu yüzden Türkiye konusu Pentagon'a havale edilmiştir." Doğrusu şaşırıyorum ve Beyaz Saray'ın sık sık Türkiye'deki insan hakları ve demokrasi konusunu gündeme getirdiğini, birçok yetkilinin bu işi araştırmak için Türkiye'yi ziyaret ettiğini söylüyorum. "İki şeyi birbirinden ayırmak gerekir!" diyor "Adalet mekanizmasında ve senatoda insan hakları ve demokrasi konusunda görevlendirilmiş kişiler var. İşleri bu! Yalnız Türkiye'de değil, dünyanın birçok köşesindeki insan hakları konusuna eğiliyorlar. Bazen de insan hakları örgütlerinin sesi çıkıyor. Ama Pentagon, Beyaz Saray'a `Bunların hiçbirinin dinlenmemesi, kulak verilmemesi' tavsiyesinde bulunuyor. Ve onun sözü geçiyor."
PENTOGON VE REFAH
Türkiye konusunda bu kadar etkili olan Pentagon'un Refah Partisi ve mevcut hükümet hakkında ne düşündüğünü soruyorum: "Amerikalı askerler durumdan şikayetçi değil!" diyor. "Cezayir deneyinden sonra, Refah gibi bir partinin iktidar ortağı olmasını doğru buluyorlar. Çünkü son tahlilde Türk ordusuna güveniyorlar!" "Yani bu iş bir darbeyle mi sonuçlanacak?" "Hayır, hayır! Türk ordusunun varlığı zaten yeteri kadar bir tehdit unsuru oluşturuyor ve Refah'ı sistemin içinde yer almaya zorluyor. Bu yüzden darbe falan olmayacak. Refah kendisini ordu faktörüne göre yeniden düzenleyecek!"
***
Bu ilginç akşam yemeği Amerika - Türkiye ilişkilerini daha iyi kavramama yardımcı oldu ve bana yepyeni boyutlar kazandırdı. Bunları önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.
