14 Haziran 2001. İki adam karşılıklı oturuyorlar. Biraz önce televizyonlar bu ikiliyi çekmiş, şimdi gitmek üzereler. Ama çekime devam eden bir kamera var. Adamlardan biri bunun farkında değil, söylediklerinin kaydedildiğinden habersiz. Öteki adama diyor ki: “Yahu kazanmış olmam inanılmaz bir şey. Çünkü ben barışa, refaha ve görev bilincine karşı seçilme mücadelesi verdim.” Bunlar söyleyen kişi, ABD Başkanı seçilmiş olan George W. Bush, karşısındaki ise İsveç Başbakanı Göran Person. Bu sözleri söyleyen adam şu anda dünyanın lideri. Bazı Amerikalılar bunu “bir Amerikan darbesi” olarak adlandırıyor. Çünkü Demokrat Parti’nin adayı Al Gore, George Bush’dan 538 bin 898 daha fazla oy aldı. Buna rağmen Florida Valisi olan Jeb Bush’un kardeşine bu başkanlığı hediye ettiği konuşuluyor. Bütün bunlar bizim için önemli mi? Evet önemli! Çünkü ABD yıllardır içimizde. (Çağlayangilin deyimiyle içimizi oymuş durumda.) Kararlarımızı o yönlendiriyor, geleceğimizi bu ülke şekillendiriyor. Son günlerde herkes Ankara’dan çok, Washington’dan gelecek haberlere kulak kabartır oldu. Çünkü Rumsfeld’in, Cheney’in, Wolfowitz’in sözleri birer öncü uyarı gibi ardı ardına patlamakta. Son olarak “esir asker” krizinde nerelere geldiğimizi gördünüz. Irak’ta büyük ve uzun bir gerilla savaşına gömülmekte olan ABD’yi yakından izlememiz gerekiyor .Hepimiz biliyoruz ki bugün Beyaz Saray’da George Bush yerine Al Gore oturuyor olsaydı, birçok dünya ülkesi ve Irak gibi Türkiye’nin de kaderi değişecekti. Bu Amerikan darbesini gerçekleştiren ekibin başkanı George Bush’un dedesi, Nazilerin sahip olduğu bir bankanın yedi yöneticisinden biri. Nazi paralarını aklama paklama işleri yapmış. Başkan Yardımcısı Dick Cheney, uzun kongre yaşamı boyunca olumlu görülebilecek her tasarıya karşı mücadele etmiş. Eşitlik ve insan hakları yasaları, Nelson Mandela’nın hapisten çıkarılması için kongrenin bir çağrıda bulunması, tecavüze ve aile içinde cinsel şiddete uğrayan kızlara kürtaj hakkı gibi “insani” sayılabilecek ne varsa, karşısında Dick Cheney’i bulmuş. Savunma Bakanı Rumsfeld o kadar çok yazıldı çizildi ki, yerimizi ona harcamayalım. Bütün ekip böyle. Bazı Amerikan yazarlarının belirttiği “darbe” gerçekleşmiş durumda. Bütün umut, 2004’teki Amerikan seçimlerinde. Eğer bu ekip bir dönem daha iş başında kalırsa, hem bölgenin, hem ülkenin, hem de sizin benim gibi insanların çok çekeceği var demektir.
