Her ne kadar atalarımız: "Aşık'a Bağdat sorulmaz – Ufukları aşar gider” diye terennüm etmişlerse de Amerika bu kez füzelerini kuzeye değil, ancak Güney Irak'a uzatabiliyor. Hem de evlerle, yerleşim birimleriyle dolu olan bölgelere. Bunun nedenini araştırınca, Amerika'nın, en kolay vurabildiği hedeflere yöneldiğini görüyoruz. Çünkü Güney'deki gemilerden havalanan uçakların, kendilerini tehlikeye sokmadan en kolay ulaşabileceği hedefler burada. Pentagon'a yöneltilen ve "Amerika'yı harekete geçiren olayların Kuzey'de yer almasına rağmen, neden Güney Irak'ın vurulduğu" soruları, Ankara faktörüyle açıklanıyor. Kuzey'de bir harekat yapabilmek için Türkiye'nin izni gerekli. Anlaşıldığı kadarıyla Amerikalılar bu izni alamamış, ya da alamayacakları izlenimini edinmişler. Bu yüzden Saddam Hüseyin'i "cezalandırmak" için, Güney Irak'taki hedeflere yönelmişler. Bu bombalama Irak halkına bir cezadır ama Saddam'a ceza olacağını hiç sanmıyoruz. Çünkü 91 yılında Bağdat çok şiddetli bir şekilde dövüldüğü ve Irak'ın bir anlamda beli kırıldığı halde, Saddam Hüseyin iktidarını sürdürdü ve o dönemdeki Bush, Thatcher, Mitterrand, Özal gibi liderler tarih oldukları halde, o hala ülkesinin başında. Bu bombalama olsa olsa Clinton'un bir seçim yatırımı ve rakibi Dole'ün pısırıklık iddialarına cevap vermek için girişilmiş ve hiçbir Amerikan uçağını ve askerini tehlikeye sokmadan, uzaktan atılan füzelerle girişilen bir gösteri edası taşıyor.

UYUYAN BAŞKAN

Zaten Amerikan Başkanı Bill Clinton da saldırı sırasında uyuyormuş. Yatmadan önce emri vermiş, sonra uykuya çekilmiş. Hiç, ciddi bir savaş sırasında uyuyan devlet başkanı, başkomutan gördünüz mü? Ayrıca olayın taraflarından birisi de İran. Erbil operasyonunun, bölgedeki İran etkisini kırmak için sahneye konduğu söyleniyor. Amerika'nın, "Eşeğini dövemeyen, semerini döver!" misali, Irak'a saldırırken İran'ı görmezden gelmesi de ilginç.

***

Bu bölge bizi çok yakından ilgilendiriyor. Kuzey Irak, Kürt meselesi ve İran, Türkiye'nin geleceği için hayati önemde. Ve petrol yüzünden bütün dünya, en önemli oyununu burada oynuyor. Bakalım, bu oyunların farkına varıp, Türkiye'yi başına açılabilecek çeşitli belalardan kurtarabilecek miyiz, yoksa olaylar mı bizi içine alıp yuvarlayacak? Ankara'daki hükümet bu konuda ne kadar becerikli dersiniz? "Nasıl olsa bizim adımıza düşünenler ve çalışanlar var!" diyerek rahat uyuyabiliyor musunuz? Yoksa bizim gibi, bu kadrolara güvenmediğiniz için, gelişmeleri kaygıyla mı izliyorsunuz?