Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
Babam, televizyonda haber dinlerken sık sık iç geçiriyor, sıkılıyor ve zaman zaman “Allah Allah!” diye şaşkınlığını belirtiyor.
Bu tepkiler, sadece haberin içeriğinden ve veriliş biçiminden kaynaklanmıyor.
Ömrü boyunca Türkçeyi düzgün kullanmaya çalışmış bir hukuk adamı olarak, dilin bu derece katledilmesine dayanamıyor.
Hele sık sık rastladığımız “Tahrib oldu!” sözünü duyunca, “Nasıl böyle söylerler?” diye sorup duruyor.
Çünkü bir şey kendi kendine “tahrib” olmaz.
Ancak tahrib edilir.
Bu sözün edilgen biçimi “Harab olmak”tır.
Birileri tarafından tahrib edilen işyeri, bu eylem sonunda harab olmuş demektir.
Bu yüzden, “Saldırı sonunda, işyeri tamamen tahrib oldu!” gibi bir cümle kullanmak yanlıştır.
İşyeri kendi kendini tahrib edemez.
Ünlü şair, “Harabi” mahlasını alırken bunu düşünmüştür.
Eğer saldırgan bir tavrı anlatmak isteseydi “Tahribi” gibi bir mahlas alırdı ki bu da aşağı yukarı “terminator” anlamına gelirdi.
***
Kaç kere yazdığımı hatırlamıyorum artık: Ben de şu uğursuz “süpriz” sözüne dayanamıyorum.
Sunucu ve şarkıcı gençlerimize neredeyse yalvaracağım: Ne olur süpriz demeyin. Ya orijinalinde olduğu gibi araya “r” harfi koyup “sürpriz” deyin, ya da başka bir sözcük kullanın.
***
Diyeceksiniz ki; koskoca profesör başbakan Türkçeyi yanlış konuşursa, sunucular ne yapsın?
Tansu Çiller son “Ulusa Sesleniş”te durmadan, “herkez” diyordu. Şarkıcı genç kızlarımız da kelimeyi böyle kullanıyor: “Herkezler”
Oysa “her kez”, “her sefer” anlamına gelir. Söylemek istedikleri ise kimse, kimesne kelimelerinden gelen “herkes”tir.
***
En ünlü pop şarkıcıları, “yanlız” diyor ve işin kötüsü bunu doğru sanıyorlar.
Bir de şu ünlü o ve a kargaşası var: Bale terminolojisinde “koreografi” vardır, dilimize yerleştiği gibi “kareografi” yoktur.
Koreografın yaptığı iş, bale sanatçılarını kare biçiminde dizmek olmadığına göre “kareografi” demekte ısrar etmememiz gerekiyor.
Aynı şey “dekorasyon” için de geçerli.
Bu kelimeyi de “dekarasyon” yapıp çıktık.
***
Bir dili kullanırken herkes hata yapabilir. Almancayı en iyi kullanan Goethe’nin bile tek tük hatası vardır.
Rus dilinin en büyük yazarlarından Dostoyevski’nin birçok romanının hatayla dolu olduğu, yazılı metinlere geçmiştir.
Bizler de hata yapıyor olabiliriz.
Önemli olan, çok belirgin yanlışlarda ısrar etmemek ve birbirimizi sürekli uyararak daha özenli bir Türkçe kullanımına kavuşmak.
Dilimiz bizden saygı bekliyor.
Çünkü anadil, anayurt demektir.
