Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli
“Sevgili Livaneli, Biz de birçok ülkede gittikçe artma eğilimi gösteren şiddet olgusundan kaygılanıyoruz. Türkiye’deki ‘Şiddete Hayır’ kampanyanızı alkışlıyor ve destekliyoruz. Bu girişiminizin büyük bir başarıya dönüşmesini ve bu yolla diğer ülkelere örnek oluşturmasını diliyoruz.”
Avrupa Uluslararası İletişim Merkezi -Sophia Antipolis – Fransa
Profesör Neng Wang – Çin, Prof. Lanergan – İrlanda, Lascu Mircea – Almanya, Stolan Baev – Bulgaristan, Germain Catherine – Fransa, Halldor Nassebo – Norveç, Milan Zariç – Hırvatistan, Dominique Guelon – Fransa, Dr. David Williams – İngiltere, Shicheng Hu – Fransa, Malzach Andreas – İsviçre, Peter Schmitting – Almanya, Fischer Frensais – Fransa, Henna Gardeslen – Hollanda, Alberto Berrini – İtalya, Chantal Rifret – Fransa, Adil Kaya – Türkiye.
***
Yukarıdaki mesaj ve imzalar önemli bir noktayı vurgulamakta: Türkiye, medyada şiddeti denetleme konusunda dünyaya örnek olabilir. Çünkü son günlerde bu konu her ülkenin gündeminde.
Fransa’da geçen hafta çıkan L’Express dergisinin kapak konusu “Okullarda Şiddeti Önleme” idi.
Nurnberg’ten Adil Kaya dostumuzun gönderdiği kupüre göre Nurnberg – Erlangen Üniversitesi sosyologları “Okullarda şiddet” i konu alan bir araştırma yapmışlar.
1500 öğrenciyi kapsayan bu araştırmaya göre her 6 öğrenciden biri okula silahlı olarak gidiyor. Berlin’de durum daha da kötü: Her 4 öğrenciden biri tabanca, bıçak ya da sprey taşımakta.
Uzmanlar, sık sık TV izleyen gençlerdeki saldırganlık dürtüsünün, seyretmeyenlere göre çok daha yüksek olduğunu da saptamışlar.
***
Güngör Mengi dostumuz Pazar yazısını medyadaki şiddete ayırmış. Her gün yüzlerce cinayet görerek büyüyen çocukların psikopatolojik durumlarına dikkat çekiyor.
Ali Baransel’le konuşmuş. Baransel de paylaşıyormuş bu düşünceleri.
Nuriye Akman Pazar sohbetinde çarpıcı örneklerle aynı konuya eğiliyor.
***
Üstün Akmen’in Tekfen’den topladığı imzalar ulaştı bize.
Çağla Kurtuluş ve İzmir Dame Ajansı kampanyaya destek verirken 81 yaşındaki emekli Yargıtay üyesi Sabahat Kurtuluş bizi desteklediğini ve bu kampanyaya hakimlerin de katılmasını arzuladığını bildiriyor.
***
Şimdi durumu bir düşünün:
400 bini aşkın imza medyada şiddetin durdurulmasını istiyor. Cumhurbaşkanı’ndan, RTÜK başkanına kadar herkes bu düşünceyi paylaşıyor.
Basının en etkili kalemleri “Şiddete Hayır” diyor.
Bütün bunlara rağmen, her akşam patlayan kafalar, çengele asılan insanlar, oyulan gözler ve gırtlağı kesilen insanlar izlemek zorunda kalıyoruz.
Neden?
Bazı medya yöneticileri bile durumu kabul ederken, niçin bu yayınlar gece yarısından sonraki saatlere kaydırılmıyor?
Medya, toplumun ve düşünce çevrelerinin tepkisine bu kadar duyarsız olamaz.
Televizyonlarda “programlama”dan sorumlu olan bütün dostlarımızı, toplumu şiddet bataklığından kurtarma yolunda göreve davet ediyoruz.
