BAZEN hayat durağanlaşır.
Tespih tanesi günler birbirine benzemeye başlar ve her şey tembel bir nehir gibi ağır ağır akmaya başlar.
Kimi zaman da olayların hızı öyle bir noktaya varır ki, sonsuz devinim, bir durgunluğa dönüşüyormuş gibi görünür.
Çocukluğunda topaç çevirmiş olanlar bilirler bunu: İpi sıkıca sarıp da usta bir bilek hareketiyle topacı fırlatıp, bir de üstüne üstlük kırbaçladığınızda, topaç uyur.
Yani dönmüyormuş gibi olur.
Sanki sivri metal ucunun üstünde dimdik ve kıpırtısız durmaktadır.
Delice bir hızla döndüğünü bilirsiniz ama o dönmüyormuş gibi durmaktadır.
Çünkü topaç uyumuştur.
***
İŞTE içimde böyle bir duygu var.
Sanki hep aynı Ankara senaryoları oynanıyormuş gibi ama toplum büyük bir dönüşümün, müthiş bir altüst oluşun işaretlerini veriyor.
Tarihsel bir kabuk değiştirişin dip dalgalarını duyuyoruz.
Kimileri Ankara'da parlamentodaki parmak hesabını en önemli şey saydıkları için bir politik kriz yaşadığımızı sanıyorlar ama krizin ve dönüşümün kökleri daha derinde.
Toplum kendini tanıyor.
Türkiye, belki de tarihinde ilk kez aynaya bakıyor.
Hem de çiğ ışıklar altında...
***
BUNLARI düşünürken bir yandan da oradan oraya koşuyordum.
Köln'e gidip stadyum konserine katıldım.
Sonra Amsterdam'a geçip, 98 Mart ayında birlikte turne yapacağımız ve şarkılarımı kendi dilinde söyleyecek olan ünlü Hollandalı şarkıcı Lisbeth List'le konser ve plak projesi üzerinde çalıştım.
Daha sonra Amsterdam'dan Ankara'ya uçarak, Büyükelçi Şükrü Elekdağ ve Bülent Tanla dostumla birlikte, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'le ilgi çekici bir konuda görüştüm.
Çarşamba akşamı NTV'deki Aklın Yolu programını sundum ve ertesi gün İstanbul'a döndüm.
Çünkü Altınoluk konserine yetişmek zorundaydım.
***
BÜTÜN bu koşuşturma içinde de olsa, günlük yazıları yazmak zor değil ama Türkiye'deki olayları izlemek güç.
Ankara'da geçirdiğim iki günün yoğun siyasi temasları başımı döndürür gibi oldu.
Sonra düşündüm ki bu siyasi kriz öncekilere benzemiyor.
Toplumumuz kabuk değiştirmekte.
İnsanlarımızın kavrayışı gelişiyor.
Yanlışı doğruyu daha iyi ayırt edebiliyorlar.
Sivil toplum bilinci kökleşiyor.
***
TOPAÇ uykuya girmiş.
İçindeki müthiş dönme hızını farkedenler, Türkiye'deki toplumsal dönüşümü hayranlıkla izliyor.
Ülkemiz demokratikleşme ve çağdaşlaşma sancıları yaşıyor.
