Bu akşam Ankara Hipodromu’nda konserdeyiz. Sevgili Ankaralılar‘la beşinci hipodrom buluşmamız olacak bu. İlk kez yüz bin kişiyle başlayan konser, sonunda yüz elli bin kişiye kadar ulaştı. Yüz elli bin kişiyi göz önünde canlandırabilmek çok güçtür. Türkiye’deki hiçbir ışık sistemi, deniz gibi dalga dalga kabaran bu kitleyi aydınlatamaz. Bu yüzden konser televizyona aktarıldığında izleyicinin ancak çok küçük bir bölümü görülebilir. Esas büyük kitle karanlıkta kalır. Ne var ki sahneden baktığınızda o görkemli kitlenin yaktığı mumların sonsuzca uzayıp gittiğini görürsünüz. Sırtınız ürperir. Büyük bir heyecana kapılırsınız. Yüz elli bin kişiden yayılan elektriği, gövdenizin her zerresinde duyarsınız. Şarkılara eşlik eden çıkardıkları gök gürültüsünü bastıran ses, dünyanın belkide en heyecan verici olayıdır. Bu kadar büyük bir insan kitlesinin çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı demeden bir araya gelmeleri ve şarkıları tek bir insan gibi okumaları, her insanı kolaylıkla ağlatabilir. Sahneyle izleyici arasında kopmaz bir duygu bütünlüğüdür bu. Yüreklerin birlikte çarpmasıdır. Ve daha güzel, daha yaşanası, daha adaletli bir Türkiye’yi yaratma özleminin ifadesidir. Televizyona yansıdığında ne yazık ki bu ses de algılanamaz. Batı‘ daki gibi çok gelişmiş ses sistemleri kullanılamadığı için, konserdeki ses heyecanını hissedemez izleyici.
Ankara Hipodromu’nda yaptığımız ve artık gelenekselleşen konserler, Türkiye tarihinin en büyük konserleridir. Benim marifetim olmadığı için rahatlıkla gerçeği söyleyebilirim: Dünya çapında konserlerdir bunlar. Görkemi yaratan Ankara’nın aydınlık, pırıl pırıl, yurtsever, uygar dinleyicileridir. Dünyanın herhangi bir ülkesinde böyle bir konser olsa, televizyonlar ve gazeteler günlerce söz eder. Bir anlamda Ankara Woodstock ‘udur bu. Hem de Woodstock‘la karşılaştırıldığı zaman bizim dinleyicimiz çok daha uygar, çok daha kalitelidir. Bunca yıldır, yüzbinlerin toplandığı alanda ufacık bir taşkınlık, küçücük bir yakınma, en ufak bir polis müdahalesi olmamıştır.
İşin bir de acı yanı var: Türkiye’de basın büyük bölümü yüz binlerce kişilik konseri görmezlikten gelir. Rumeli Hisarı‘ndaki 2000 kişilik konserler ya da kabare gösterileri gazetelerde günlerce yayınlanır.(Haksızlık olmasın! Benimkilerde dahildir buna!) Bu konserlerdeki İstanbullular, Ankara’daki yüz binlerden daha mı önemlidir? Yoksa basın mensuplarının gözlerinin önünde olduğu için mi böyle yapılır? Bilemiyorum. Batı‘ daki stadyum konserlerine özenenler, kendi yurttaşlarının çok daha görkemli coşkusunu görmezden gelirler. Kim ne yaparsa yapsın, ben genede sevinçliyim. Çünkü bu gece sevgili dostlarımla buluşacak, eski ve yeni parçalarımı dinleteceğim. Bu seyirciyle övünüyorum. Bunca entrika arasında Türkiye’nin nefes borusu onlar.
