Bugün 1 Eylül…Dünya Barış Günü. Gerçi barış, yılın bir tek gününde anımsanacak kadar küçük ve önemsiz bir konu değil ama hiç olmazsa böyle bir özel gün aracılığıyla düşünceler dile getiriliyor, barış toplantıları yapılıyor. Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bugün de geçerliliğini koruyor. Hatta önemi daha da artmakta.
Eskiden de 1 Eylül barış günlerini kutlardık ve o zaman savaşta değildik. Şimdi yurdun bir bölümünde kanlı bir savaş sürüyor: Köyler yakılıyor, insanlar ölüyor, ormanlar küle çeviriliyor ve ülke gelirlerinin büyük bir bölüme bu savaşı sürdürmek için harcanıyor.
İçte böyle bir savaşı sürdürürken bölgemizde tehlikesi gerginliklere doğru sürükleniyoruz. Osmanlı İmparatorluğu’nu savaşa sokarak yok eden ittihatçı paşaların yeni versiyonları, koskoca ülkeyi yeni maceralara doğru götürüyor. İşte “milliyetçilik ideolojisi” bu yüzden tehlikeli…Bütün dünyanın bildiği bir gerçeği tekrar tekrar vurgulamaktan sıkılıyorum ama ne yapayım ki Türkiye milliyetçilik ideolojisi ile vatanseverliğin ayrı ayrı şeyler olduğunu anlamıyor. Böyle bir tarihsel bilinci yok. Milliyetçilik ideolojisi, birtakım coşkuları hareket geçirerek o ülkeye zarar verebilecek davranışlara sürüklemek anlamına geliyor. Hitler milliyetçi değil miydi? Mussolini milliyetçi değil miydi? Peki ya Franco, Salazar, Pinochet? Kendilerini vatanlarına adamış olan bu “milliyetçiler”in sonunda ülkelerinin başına ne çoraplar ördüğünü hep beraber gördük. Bu yüzden diyoruz ki halkı coşturmaya yönelik popülist bir “milliyetçilik” ideolojisi Türkiye’ye zarar verecektir. Sağduyulu ve serinkanlı, akılcı bir yurtseverlik ise bu ülkenin yararınadır.
Bu iki tutumuna verebilecek en güzel örnek Enver Paşa ile Mustafa Kemal Paşa arasındaki farktır. Enver Paşa, İslam orduları başkomutanı olarak yedi düvele savaş açmış ve sonunda halkı değişik cephelerde kırdırarak, koskoca bir imparatorluğun sonunu getirmiştir. Akılcı olan Mustafa Kemal ise Kurtuluş Mücadelesi’ni çeşitli siyasi ve askeri manevralarla, akılcı bir tutumla, hatta kurnazlıkla yönlendirmiş, savaştan hemen sonra Venizelos’la dostluk kurmuştur. O günlerin heyecanı içinde Padişah damadı ve Başkomutan Enver Paşa daha milliyetçi görülebilirdi. Zaten güç de onun elindeydi. Mustafa Kemal ise Enver’e göre hiçbir gücü olmayan soğukkanlı, Latince çalışmaları yapan, Auguste Comte çeviren bir subaydı. Bugün ise Mustafa Kemal Paşa’yla Enver Paşa kıyaslanmıyor bile.
1 Eylül Barış Günü’nde ülkemizi yeni Enver’lerin güdük ve popülist manevralarından korumak gerekiyor. Çünkü bedelini biz ödeyeceğiz.
