Öyle görünüyor ki Vatan anketi, erken seçim konusunda cini şişeden çıkartmış. Ankara siyasi kulislerinde ve mecliste hep bu anket konuşuluyor. Gerçi sevgili arkadaşlarım Güngör Mengi, Mustafa Mutlu ve yazı işleri yetkilileri, bu sonuçları “Erken seçim yok!” diye yorumluyor ve çıkan sonucun ne iktidarı ne muhalefeti tatmin ettiğini söylüyorlar ama bence tam da bu sebepten Türkiye erken seçime gidiyor. Sonuç hiçbir parti açısından iç açıcı değilse bile muhalefet, erken seçimden sonra bir koalisyon hükümeti kurabileceğini görüyor. Bu imkân ortada dururken erken seçimi zorlamak yerine niçin AKP’nin Cumhurbaşkanı seçmesine izin versinler? Eğer bu iş böyle giderse Türkiye büyük bir cumhurbaşkanlığı krizine yuvarlanıyor demektir. Çünkü AKP’nin seçeceği bir cumhurbaşkanının, rejim değişikliği anlamına geleceği değerlendirmesini yapanların sayısı hiç de az değil. Ayrıca Demirel’in hesabına göre bir bakımdan seçmenin yüzde 40’ını, başka bir hesapla yüzde 26’sını temsil eden bir meclis, giderayak yedi yıllık Cumhurbaşkanı’nı seçebilir mi? Böyle bir şey yasal görünse bile ahlaki olur mu? Meclisteki sayısal üstünlük, her şeyi çözmez. Aritmetiğin yetmediği alanlar vardır. Mesela AKP çok istemesine rağmen meclisteki gücüne dayanarak türban konusunda istediği düzenlemeleri getirebiliyor mu? Getiremiyor. Bu nedenle tek başına cumhurbaşkanı da seçemez. Şimdi iktidar çevreleri şöyle bir söz yayıyor: “Önceden CHP’nin de oy vermeye mecbur kalacağı bir aday ilan etmek. ” Ama bunun da pratik bir tarafı yok. Kim, hangi yetkiyle meclis adına önceden bir aday belirleyecek. Bunun garantisi ne? Olay bugün Vatan’da okuduğunuz Bilal Çetin’in başarılı Demirel söyleşisinde söylendiği gibidir : İktidar da ana muhalefet de oy kaybediyor. Ana muhalefetin erimesi son derece önemlidir. Bu meclis halk çoğunluğunu temsil etmiyor. Yani sisteme bir “düzeltme” gerekiyor. Bu düzeltme de erken seçimdir.