Şu ünlü Thelma and Louise filminden sözediyorum. Kendi gelmeden, ünü yayılan ve feminist olarak nitelenen film.
Sonunda gördük!
Olağanüstü bir teknik, zekice hazırlanmış bir senaryo ve ustalık düzeyinde oyunculuğun yarattığı bir sinema şöleni.
Filmde, bunca gürültüye yol açan "feminist mesajı bulamadığımı belirteyim.
Zaten film ve mesaj sözcüklerinin yan yana gelişine, oldum olası büyük bir tepki duymuşumdur.
Sanat, herhangi bir mesaja bağlanamayacak kadar çok yönlü, derin ve karmaşıktır.
Bu bakımdan Thelma ve Louise filminin mesajı değil, hikayesi vardır.
Herkes bu hikayeden ayrı anlamlar, ayrı tadlar çıkarır. İyi filmler, büyük şehirlere ve büyük sevdalara benzer: Siz ne kadar isterseniz o kadar alırsınız. Hangi derinliğe ineceğiniz, size bağlı.
Ama Thelma ve Louise'e bir mesaj yakıştırılmış olduğu için ister istemez bu yönüne değineceğim.
Filme sadece kadın hakları yönünden bakar ve mutlaka bir mesaj çıkarmak isterseniz, dünyanın en anti-feminist filmi ile karşılaşırsınız.
Çünkü hikaye, yeteneksiz ve kaba bir adamla evli olan Thelma ile, bulunmaz bir aşığa sahip olan Louise'nin bir gün herşeyi nerşeyi bırakıp tatile çıkmaları ile başlıyor. Ve sonunda başlarına gelmedik kalmıyor. Taa ki o trajik sona ulaşana kadar.
Dolayısıyla filmin bu konudaki tavrı bir tek cümleyle özetlenebilir: Dışarısı çok tehlikeli...
Yani kocan kötü de olsa, onu yeteneksiz ve kaba da bulsan, sevmesen de yetinmeyi öğreneceksin. Dizini kırıp, hanım hanımcık evinde oturacaksın.
Eğer dışarı çıkarsan katiller, uğursuzlar, ırz düşmanları ile karşılaşırsın, kısacası “öcüler yer seni!”
Bu filme nasıl feminist yakıştırması yapıldı anlayamadım.
Zaten feminizmin ne olduğu da belli değil.
Herkes ayrı bir anlam yüklüyor. Ne zaman bu konu açılsa büyük hikayecimiz Memduh Şevket Esendal'ın "feminist" hikayesini hatırlarım: 50'li yıllarda bir Anadolu kasabasında ileri gelen devlet memurları "feminizm" sözcüğünü duyar ve ne olduğunu tartışmaya koyulurlar. Şaşırtıcı yorumlar çıkar ortaya. En sonunda feminizmin bir ilaç adı olduğu kararında birleşirler.
Feminist de olsa anti-feminist de, Thelma ve Louise güzel bir film. Büyük emek verilmiş, özenilmiş, en azından müthiş bir teknisyen kalitesi tutturulmuş.
Ama bu sinemada tek biçim değil. Böyle görkemli, yüksek sesli ve renkli örnekler olduğu gibi gene şu sırada İstanbul'da oynayan "Aşk Üzerine Bir Film" gibi yalın filmler de var.
Bu filmde Polonyalı yönetmen Kieslowsky, bir aşk hikayesini incelik ve derinlikle işlemiş.
Thelma ve Louise'i bandolu bir geçit resmine benzetirsek, Aşk Üzerine Bir Film'e "Küçük Bir Gece Müziği" demek mümkün.
