Yaser Arafat tarihe imza atıyor. Halkını devlet sahibi yapacak ve konar göçer bir kabile olmaktan çıkaracak barış sözleşmesini imzalıyor. Bu, belki de Filistin tarihinin en önemli olayı. O sert ve vurucu İsrail’in bu noktaya gelmiş olması ve terörizmin bitmesi karşılığında Filistin Kurtuluş Örgütü’nün varlığını kabul etmesi, neredeyse Berlin duvarının yıkılışı kadar önemli. Gelin görün ki halkına bu büyük barışı kazandıran politikacı, fanatik gruplar tarafından eleştirilmekte. İki taraftan da bir çok grup anlaşmaya karşı çıkıyorlar. İstedikleri; kan dökülmeye devam edilmesi, çocukların bombalarla parçalanması ve dehşete dayalı bir tırmanmanın sürmesi. Yaser Arafat sadece düşmanın değil, bunların da üstesinden gelmek durumunda. Daha şimdiden bazı gruplarca hain ilan edildi. Halkına yaptığı bu tarihi hizmetin ödülü, hain damgası yemek.

Galiba tarihin her döneminde böyle oldu bu. Savaşın çözüm olmadığını gören ve düşmanı masa başında uzlaşmalara zorlayan her lider eleştirildi. Aklıma Atatürk, İnönü ve Lozan geliyor. Türkiye’nin kuruluş ve belki de kurtuluş belgesi olan Lozan zaferi bile, o dönemlerde Rıza Nur’un el altından satılan kitaplarında eleştirilmedi mi? Şimdi bile Lozan’ın Türkiye için bir hezimet olduğunu savunanlar yok mu? Bir de Lenin örneği var. Düşmanlarıyla barış yapmak için Brest-Litovsk’da anlaşma masasına oturduğunda hain olarak suçlanmamış mıydı? Halkını satan bir lider oluvermişti Lenin.

Bizim dilimizde bu durumu anlatan çok güzel sözler var: Bunlardan birisi, “Bekara karı boşamak kolay gelir!” diyor. Savaşın ve savaşta parçalanan bir halkın acılarını tatmayanlara, “vuralım, kıralım, onları tanımayalım” babalanmaları çok kolay geliyor. Bir başka söz, “Sırtında yumurta küfesi” olup olmadığını soruyor. Bu sözdeki imge zenginliğine hayranım. Sırtına yumurta dolu bir küfe vurmuş adamın, diğerleri gibi serbestçe koşamayacağı, kılı kırk yararak hareket edeceği açık değil mi? İşte Yaser Arafat’ın sırtında da böyle bir yumurta küfesi var. Halkına karşı sorumluluğu, yumurtaları kırmadan yürümek. Bu arada fincancı katırlarını da ürkütmemesi gerekiyor.

İsrail-Filistin anlaşması, şu delirmiş dünyada bir umut oluşturdu. Dileriz bölge halkına mutluluk, barış ve bolluk getirir.