Yılların getirdiği diplomatik tecrübeyi, incelmiş bir kültür ve tutarlı bir kişilikle birleştirmeyi başarmış ve böylece bilgelik yolunda epey yol almış olan Özdem Sanberk dostumla zaman zaman sohbet etme fırsatını yakalarım. Bu sohbetler öğretici olduğu kadar dinlendirici ve huzur vericidir. Hiç kimsenin aleyhinde konuşulmayan; dünyayı, Türkiye’yi ve çevreyi daha olumlu algılamayı getiren sohbetlerdir bunlar. Sanberk dostumla yine buluştuk; kitaplardan, politikadan, dış gelişmelerden konuştuk. Bu arada, deneyimli sefir çok ilginç bir şey anlattı. Londra Büyükelçiliği’nde bulunduğu yıllarda, elçilik binasında Türkiye’ye ilişkin eski kitaplar bulmuş. Bunları kayıt altına alıp, belgeleyip kaybolmalarının önüne geçmiş. Daha sonra da bu kitaplardan bazılarını eski kitapçılarda bulup, satın almış. Bunlar arasında Arnold Toynbee’nin 1922 yılında yayınlanan “Yunanistan ve Türkiye’de Batı Sorunu” adlı kitabı da var. O alevli yıllarda Türkiye’de dolaşıp izlenimlerini yazan ünlü tarihçi, bu kitabın bir bölümünde hiç tanımadığı Mustafa Kemal Paşa hakkında duyduklarına da yer veriyor. O dönemde Mustafa Kemal Paşa, en çok merak uyandıran isim. Çünkü İttihat Terakki’nin egemen olduğu yıllarda adı hiç geçmiyor. 1919’a kadar Osmanlı İmparatorluğu üstüne yazılan kitaplarda Mustafa Kemal adına rastlamak pek güç. Bu yüzden herkes bu bağımsızlık kahramanını merak ediyor. Toynbee ise kitabın 178. sayfasında şu görüşlere yer veriyor: “Mustafa Kemal Paşa konusunda ancak şunları söyleyebilirim: Yahudi değildir; Osmanlı İmparatorluğu’nu 1913 ocak ayındaki darbeden 1918 ekimindeki mütarekeye kadar yöneten İttihat ve Terakki komitesine dahil değildir ve üzerinde, şu andaki mevkii dolayısıyla servet ya da başka bir şahsi kazanç sağladığı yönünde hiçbir kuşku bulunmamaktadır.” Bu cümleler bana birkaç bakımdan ilginç geldi. Toynbee’nin, Mustafa Kemal’in Yahudi olmadığını belirtmek ihtiyacı herhalde Selanikli oluşundan kaynaklanmıştır diye düşünüyorum. İttihat Terakki mensubu olmadığını vurgulaması da o dönemde işlenen suçlara karışmamış olduğunu göstermek için. Son cümle ise Paşa’nın mal mülk ve para peşinde koşmayan dürüst bir asker ve devlet adamı olduğunu vurguluyor. Bu cümlenin alt okumasından, o dönemde devlet adamlarının ne kadar rüşvet ve ihtikâra batmış olduğunu anlayabiliriz. İkinci çıkarımım ise şu: Mustafa Kemal, hiçbir iç ve dış güç tarafından satın alınabilecek bir lider değildir. İşte böyle. Ünlü “Mavi Kitap”ı yazan ve Ermeni tehcirini anlatan Arnold Toynbee bugün Türk düşmanı sayılıyor. Ama bakın bir “Türk düşmanı” bile Mustafa Kemal’in kişiliği konusunda ne kadar doğru sözlü ve ne kadar dürüst. Kötüye kötü derken, iyiye iyi demeyi bilen bir tarihçi yazarla karşı karşıyayız. Keşke bu hayali “düşmanlardan” kafamızı kaldırıp da biraz kendimize bakabilmeyi öğrensek.
