Türkiye’nin dış politikasını yönlendiren bütün yetkililere sormak istediğim bazı sorular var.Bu soruları hem milletvekili, hem basın mensubu hem de bu kritik dönemde Türkiye’nin geleceğini ciddi olarak merak eden bir yurttaş olarak soruyorum.Ve cevaplanmasını diliyorum:1. Lübnan yanıp yıkılırken ve İsrail ile Hizbullah arasında savaş kızışırken, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayip Erdoğan, Lübnan’da konuşlanacak uluslararası güce asker verebileceğimizi söylüyor. Hizbullah’ın şiddetle karşı olduğu bu planda yer almak ve Türk askeri ile Hizbullah’ı karşı karşıya getirecek bir oyuna sürüklenmek ulusal çıkarlara ne derece uygundur?2. Bu önemli girişim hangi mercilerde tartışılmıştır. Konunun TBMM’de görüşülmesi gerekemez mi?3. Başbakan Türkiye’nin Irak sınırına NATO gücü konuşlandırılmasını istediğini açıkladı. Irak sınırımızda uluslar arası bir gücün konuşlanması orada bir “buffer zone” yaratılması anlamına gelmiyor mu? Bu son derece hayati karar hangi mercilerde kararlaştırıldı? Sorumluluğu kim üstüne alıyor?4. Ordu ve askeri uzmanlar bu konuda ne düşünüyor?5. Başbakan tatilde yaptığı bu açıklamaların gösterdiği gibi tek kişilik bir dış politika mı oluşturuyor?6. New York Times Gazetesi, Irak’ın Amerikalı askerler için son derece güvensiz bir yer haline geldiğini belirterek, askerlerin Şii ve Sünni bölgesinden çekilerek, Kuzey Irak Kürt bölgesinde güvenlik içinde kalabileceklerini ve güneydeki bölgelere buradan zaman zaman müdahale edebileceklerini yazdı. Başbakan’ın Kuzey Irak’a NATO gücünü davet etmesi ile bu plan arasında bir paralellik olabilir mi?7. Irak’ta mevcut olan bütün Amerikan askeri gücünün Kuzey Irak’ta toplanması, bölgede ne gibi bir değişikliğe yol açacaktır? Bunun hesabı yapıldı mı?8. Lübnan’dan tahliye edilen çeşitli uluslara mensup binlerce kişiyi taşıyan gemiler doğal olarak yolları üstündeki Magosa limanına da uğramak istedi. Magosa’daki Türk yetlililer de insani yardım amacıyla her türlü hazırlığı yaptı. Fakat Kıbrıs Cumhurbaşkanı Tassos Papadopoulos, siyasi mülahazalarla bu gemilerin Magosa limanına yanaşmasına izin vermedi. Papadopoulos’un bu tavrı insanlığa karşı işlenen bir suçtur. Ankara bu suçu uluslar arası platformda dile getirmeyi ve Papadopoulos’u teşhir etmeyi düşünmekte midir?

Bu sorular yalnız benim kafamda oluşmuyor. Milyonlarca yurttaş Ankara’da ne kararlar alındığını ve dış politikamızın hani yöne sürüklendiğini merak ediyor. En önemlisi de bu hayati ve ülkenin geleceğini belirleyecek kararların nasıl alındığı!Acaba Başbakan bu işe tek başına ya da bazı danışmanlarıyla mı karar veriyor?Yoksa dış politika, başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere yetkili kurulların uzun müzakereleri sonunda mı saptanıyor?Kamuoyuna yansıyan görüntüler, Türkiye’nin kaderinin, bir tek kişinin, yani Başbakan’ın kafasında şekillendiği.Eğer durum bu ise gerçekten tehlikedeyiz demektir.