Biliyorsunuz Türkiye denetimde. Avrupa Konseyi tarafından denetlenen ülkeler listesine alınmış durumda ve özellikle insan hakları ve demokrasi konusunda düzenli raporlar hazırlanıyor. Avrupa Konseyi’nin Türkiye denetçileri olarak görevlendirdiği milletvekilleri ülkemize geliyor, çeşitli kesimlerle görüşüyor ve rapor yazıyorlar. Raporun iyi yazılması ve bunun sonucu olarak da Türkiye’nin denetim kapsamından kurtulması çok ama çok önemli. Çünkü eğer 2003 yılında denetlenen bir ülke olma durumundan çıkamaz isek, bu iş 2 yıl sonraya yani 2005’e kalacak. Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye verdiği tarih ise 2004 sonu. Dolayısıyla bu yıl denetimden çıkamadığımız takdirde, AB ile masaya “denetlenen ülke” statüsünde oturacağız. Bu da bizim için hiç iyi bir şey değil. Bir büyükelçimizin ifadesiyle; “Bütünlemeye kalmış öğrenciyi mezun etmezler!” Dolayısıyla Avrupa Birliği ile müzakerelere başlayabilmek için ne yapıp edip, denetimden kurtulmalıyız. Avrupa Konseyi’nde görev yapan milletvekili arkadaşlarımız bu amaç için yoğun bir çaba gösteriyorlar. Strasburg’daki parlamento oturumlarında, komisyon toplantılarında, her partinin mensup olduğu grup birleşimlerinde, öğle ve akşam yemeklerinde varlık göstermek, konseydeki milletvekilleriyle ahbaplık etmek çok önemli. Bunun dışında değişik Avrupa kentlerinde sık sık yapılan komisyon toplantılarına katılmak da yararlı. Sonuçta Türkiye’nin denetimden çıkıp çıkmayacağına karar verecek olan insanlarla çalışma arkadaşı oluyorsunuz ve bazılarıyla kişisel dostluk ilişkileri gelişiyor. Bazı komisyon toplantılarında Türkiye konu ediliyor, orada temsil edilmez ya da güçlü bir biçimde savunulmaz iseniz sonuç felâkete dönüşebilir. Ayrıca sık sık Türkiye’ye gelen denetçilere de ülkeyi bütün boyutlarıyla tanıtmak için çalışmalısınız. Gördüğünüz gibi, bu iş büyük çaba gerektiriyor. Her ay bir ya da birkaç seyahat, gittiğiniz kentlerde sabah 8’den akşam en az 8’e kadar çalışma, yabancı dilde konuşmalar yapma, tartışmalara katılma ve raporlar hazırlama gibi azımsanmayacak yükümlükleri var. Genellikle gittiğiniz kenti görmüyorsunuz bile. Meclisteki iş bölümünde, paylarına Avrupa Konseyi düşen arkadaşların omuzlarındaki yük ve sorumluluklar çok büyük. Çünkü Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği biraz da bu çabalara bağlı.
