Tarih: 29 Nisan 2004 Yer: Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Öğleden sonra olağanüstü bir gündem maddesi olarak Kıbrıs tartışılıyor. Bir ara Meclis Başkanı Beter Schieder, Kuzey Kıbrıs Türk delegasyonundan bir temsilcinin genel kurul salonundaki tartışmalara katılması önerisini oya sunuyor. Bizim verdiğimiz “Evet!” oyları azınlıkta kalıyor ve öneri reddediliyor. O anda her şey belli oluyor. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Kıbrıs Türklerine sempatiyle yaklaşıyor ve bu yönde olumlu bir karar kabul edecek ama henüz Kıbrıs Türk delegasyonunun gözlemci sıfatından çıkarak, meclis çalışmalarına katılmasına razı değil.Gerçekten de beklendiği gibi oluyor: Çıkan karar Türk görüşlerini fazlasıyla destekleyen türde, memnun olmamız gereken bir metin. Asamble, Yunan ve Kıbrıslı Rum milletvekillerinin itirazlarına rağmen, Güney’deki “Hayır”dan derin bir hayal kırıklığı duyduğunu belirtiyor. Kıbrıs Türklerini ise selamlıyor. Çözüm için uğraşan Kıbrıs Türklerinin izolasyonunun sona erdirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bununla da yetinmeyip, Kuzey’e uygulanan ambargolara karşı çıkıyor, Kıbrıs Türklerinin ekonomik olarak desteklenmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca Kıbrıs Türklerinin Avrupa zeminlerinde inkâr edilmelerini adaletsizlik olarak niteliyor. Kıbns Türkleriyle Avrupa Konseyi’nin daha yakın ilişki kurması gerektiği temennisine yer veriyor. Kabul edilen kararın asambledeki Kıbrıslı Rum ve Yunan milletvekillerini çok sinirlendirdiği izlenebiliyor. Bu harika metni hazırlayan ise Konsey’in Siyasi İşler Komisyonu Raportörü Eörsi.Ama bu karar, bazı Türk parlamenterleri “kesmiyor.” Huzursuz davranıyor, hatta oturumun sonunda başka bir toplantı için ayrılmak zorunda kalan, bu yüzden oylamaların bazılarına katılıp bazılarına katılamayan bir milletvekilini (yani beni) kulislerde suçlamayı, asılsız olarak basına şikâyet etmeyi uygun görüyorlar. Niçin? Çünkü Avrupa Konseyi’nden Kıbrıs konusunda yeni bir “fatih olarak” dönme, neredeyse KKTC’yi tanıtmış olma gayretleri gerçekleşmiyor da ondan. Bakın işin aslı nasıl: Yer: 25 Nisan 2004 Yer: Türk Delegasyonu toplantı salonuBurada toplanmış olan CHP’li ve AKP’li parlamenterler, Konsey çalışmalarını ve izlenecek taktikleri gözden geçiriyorlar. Önce en önemli konu olan ‘Türkiye’nin denetimden kurtulması” masaya yatırılıyor. Bu konudaki gelişmeleri size daha önce aktarmıştım. Sonra sıra Kıbrıs’a geliyor. Bu konuda bir acil görüşme istemeyi kararlaştırıyor ve ertesi günlerde buna uygun davranıyoruz. Ama Kıbrıs konusunda iki görüş beliriyor. Bir kısım milletvekili bu konuda bastırmamız, değişiklik önergeleri vermemiz, raporu değiştirtmemiz gerektiğini heyecanla savunurken, benim de aralarında olduğum bir başka bölüm, raportörün hazırladığı metnin son derece lehimizde olduğu ve bu insanları daha fazla zorlayarak küstürmek tehlikesinden kaçınmamız gerektiğini savunuyor. Ama “zafer kazanma” rüyası ile hareket eden kişiler, aşın bir heyecana kapılarak kabul edilmeyeceği belli olan girişimlerde bulunuyor, lehimizde davranan yabancı parlamenterleri bile bıktırıyorlar. Sonuçta iş olacağına varıyor. Bize de işin içyüzünü bilmeyenlere dert anlatmak düşüyor. Sonuç: Avrupa Konseyi Meclisi, dün Kuzey Kıbrıs ve Türkiye için son derece güzel bir kararı kabul etti. KKTC, dünya tarafından tanınan bir devlet olmadığı için milletvekillerinin Kıbrıs’ı temsilen Konsey’e katılmaları zaten olanaksızdı. Azeri milletvekillerinin oylamaya katılmaması ve Kıbrıs delegasyonunun “gözlemci” sıfatının devam ediyor oluşu, dün kabul edilen Eörsi raporunun güzelliğine gölge düşürmemeli.
