“TBMM olağanüstü toplanacak!” dediler. “Akan kanı durdurmak için gerekli önlemler tartışılacak, mutlaka gelin!” dediler. “Gerekli toplantı yeter sayısını tutturmak için bağımsız milletvekillerine ihtiyacımız var” diye de eklediler. Bu durumda ne yaparsınız? Elbette kalkıp gidersiniz değil mi? Ülkenin en önemli sorununun tartışılacağı bir toplantıya katkıda bulunmak, milletvekili olarak görevinizi yerine getirmek istersiniz. Ben de kalkıp gittim. Hatta sabah erkenden Meclis Başkanlığı’na başvurup bir konuşma yapmak istediğimi bildirdim. Çünkü yılların beni haklı çıkardığı bazı görüşlerimi Meclis’e sunmak istiyordum. Sorunun sadece “zabıta” sorunu olmadığını, köklerinin çok daha derinlerde yattığını anlatıp, Türkiye’nin kutuplaştırılması tehlikesini bilince çıkararak bugüne kadar yapılan bazı yanlışlardan vazgeçilmesini söylemek, somut önerilerimi sıralamak istiyordum. “Olmaz!” dediler. Milletvekili olarak böyle bir konuşma yapmaya hakkım yokmuş. Oysa ben iki yıl milletvekilliği yaptığım Avrupa Konseyi Parlamentosu’nda her konuda görüşlerimi sunma olanağı buluyordum. Bir kez daha anladım ki bizdeki Meclis’in bir konuyu müzakere etmesi çok zor. Toplantılar genellikle “Dostlar alışverişte görsün!” misali kendi aralarında top çevirerek yapılıyor. Neyse! Meclis’e gittim, oturum başladı. Sanki terör tartışılmayacak da iktidarla muhalefet arasında bir halı saha maçı yapılacakmış gibi bir heyecan bir heyecan, sormayın gitsin. Toplantı yeter sayısını bularak muhalefet ilk golü attı. Başından beri hatalı bir strateji izlemiş olan AKP’nin milletvekilleri kulisten koşup apar topar içeri girdi. Önergeler verilmeye başlandı. Ve kürsüye çıkan herkes birbirini suçlayarak, hamasi nutuklar atarak siyasi kazanç elde etmeye çalıştı. Amaç karşı partiye gol atmak. Yani meclis bu yıl da aynı havada açıldı ve perşembenin gelişini çarşambadan anlamış olduk. TBMM bu yıl da genel başkanlarının emrinden ayrılmayan milletvekillerinin kendi başkanlarını göklere çıkarıp, rakip partileri karalama gösterilerine sahne olacak. İçeride birbirine hakaret yağdıran milletvekilleri kuliste birlikte oturup şakalaşarak çay içecek. Gazeteciler birkaç renkli tip ve skandal peşinde koşacak. Ve sizin gibi dostlar da meclisi alışverişte görecek. Efendim? Terör, şiddet, yoksulluk, yolsuzluk gibi temel sorunlar ne olacak mı dediniz? Kusura bakmayın ama onlar başka bahara kaldı bile.